Göçmenliğin Çirkinliği Üstüne
Öyle zorunluluklar vardır ki, kendi halinizde hayatta kalmak için yaşamın içindeyken doğduğunuz topraklardan diğer ülke topraklarına ekonomik, sosyal veya siyasal nedenlerle göç etmek zorunda kalırsınız. İlk zamanlarda değişik yol ve yöntemleri zorlayarak gidilen ülkelerde yaşanılan heyecanlarla yaşam devam ettirilmek zorundadır. Göç etmek zorunda kaldığınız ülkenizden yeni gittiğiniz ülkede mutlu olmak için gerekli şartları sağlamak isteğiniz vardır. Yeni topraklarda daha önce hiç yaşanmamış duygular tadabilir ve hoşa giden veya gitmeyen yeni kurallar ve yasalarla yüz yüze gelinir. Yeni ülkenin farklı inançlarının, gelenek ve göreneklerinin içine gönüllü şekilde kendini bırakmaktan öte yapılacak başka bir şey ilk aşamalarda yoktur. Yeni ülke, yeni hayat derken, etrafınızda insan toplulukları oluşmaya başlar. Göçmen olduğunuzdan ekonomik eşitlikten veya zorunluluktan dolayı, muhtemelen toplumun en alt ve en fakir katmanlarıyla ilk olarak tanışmaya ve ilişki kurmaya başlarsınız. Yeni insanlarla yaşamı paylaşma ihtimalleri gittikçe artmaya başlayacağından, geçmiş yaşantınızın ekonomik, kültürel ve sosyal izleri bu gelişmelerden sonra yavaş yavaş unutulmaya başlanacaktır. Göçmen olarak gidilen ülkedeki yeni dilde konuşma sorunu yanında, en zor sağlıksız işler yanında, yaşı ilerlemiş kadınlarının erkek ihtiyacını gidermeye veya yaşlı erkeklerine kadın olarak hizmet etmeye başlanma yollarının göçmenliği kazanmakla yakın ilişki içinde olduğunu fark etmeye başlarsınız. Karşılıklı çıkarlar vardır. Kadın ve erkek cinsleri arasında bulunulan ülkenin vatandaşlığını çabuk alabilmeyi sağlayacak anlaşmalar yapma (evlilikler gibi) ihtiyacı insanın içinde oluşmaya başlayabilir. Aslında bulunulan ülkenin göçmenlik şartları bunu zorlamaktadır. Kimin acil ihtiyacı varsa yaşanılan ülkenin vatandaşlığına, bu bedelin bazen parasal bazen de fiziksel(cinsel) olarak göçmen tarafından ödenmesi gerekmektedir. Aslında böyle bir anlaşmaya her iki tarafta razıdır. Bunlar göçmen kabul eden ülkelerin hukuk sistemlerinde yazılmayan çabuk göçmenlik kabul etme nedenleridir. Bu gerçekler, gelişmiş ülke sistemlerinin kendi vatandaşlarına ekonomik veya şahsi ihtiyaçlarından dolayı sağladıkları resmi olmayan kolaylıklardır. Bütün bunların dışında o ülkelerin yasalarında göçmen kabul etme şartları vardır. Gayet insani şartlarla göçmen kabul ettikleri gibi, bazen de uluslararası zorunluluktan dolayı göçmen kabul ettikleri olur. Göçmen kabul eden ülkelerin gerçekten çalışacak insan ihtiyaçları, göçmen kabul etme nedenleri arasında ayrıca bulunabilir. Bu ihtiyaçlar arasında azalan nüfuslarının yanında bilgili insanlar için yasal kolaylıklar sağlanarak ülkelerine getirilmesi, henüz vatandaş olmamış göçmenlerle, kanunlar ihlal edilmeden yasal evlilik yolunun açık olması, ülkede insani çeşitlilik sağlamak için farklı etnisiteye sahip ülkelerden insanlar getirilmesi, yeni sistemlerini uygulayıp yetiştirecekleri göçmen çocuklarının gelmesinin kolaylaştırılması ve dünyadaki ekonomik rekabetten dolayı ucuza çalıştırabilecekleri yetişkinlerin gelmesi için şartların oluşturulmasıdır. Bütün bunların dışında günümüzde bu göçmenlik şartları bazı ülkelerce o kadar vahşi şekilde yapılmaktadır ki, göçmenlerin çoluk çocuklarıyla ülkelerden ülkelere binlerce kilometre zorunlu yürütülerek ihtiyaç duyulan ülkelere gitmek zorunda bırakıldığı yaşanmış gerçekler günümüzde görülmektedir. Göçmen ihtiyacı olan bazı ülkeler savaşlar nedeniyle toplu olarak ülkelerini terk eden göçmenleri, yağmurda, çamurda binlerce kilometre uzaktaki ülkelerine getirtmek için, haftalarca sürecek yollarda yürüterek sağlık taramasını bu yollardaki kişisel dayanıklıklarına göre yapmaktadırlar. Sağ salim birkaç ülkeyi geçipte gidilecek ülkeye varan insanlar sağlıklı kabul edilmekte, yollarda dökülenler ise umursanmıyor. Göçmenleri kabul eden ülkeler eğer göçmenleri doğdukları ülkelerinde sağlık taraması yaptırarak ve uçak masrafları yol yardımı, sağlık veya gıda masrafları vererek getirtmeye kalkarlarsa yapılacak masrafların inanılmaz rakamlara ulaşacağını gayet iyi biliyorlar. Nasıl olsa göç etmeye mecburlar deyip, yollara değişik nedenlerle dökülen özellikle de üretimlerde çalıştıracakları genç nesilleri, kendi ülkelerine işçi adayları olarak masrafsız bir şekilde getirtiyorlar. Bütün bunların üstüne yeni gelen göçmenleri aslında biz sizi istemiyoruz fakat burada şimdilik kalabilirsiniz diyerek bir de psikolojik baskı altında tutarak, göçmenlerin yasal haklarını hemen değil, ucuz ücretlerle senelerce çalıştırdıktan sonra veriyorlar. İnsanın aklına ucuz işçi bulmak için fakir ülkelerde ekonomik ve sosyal kargaşalıklar yaratılarak, o ülke insanları için zorunlu göçmenlik şartları oluşturuluyor düşüncesi geliyor. Bütün bu olacakların üzerinden yıllar geçip, göç edilen veya ettirilen ülkede geçmiş hayatlarının farkına, göçmen tarafından ekonomik sebeplerinin veya sosyal nedenlerinin azalmasının sonunda varılmaya başlanmaktadır. Öyle ya göçmenin geçmiş hayatı vardı. İnsanları vardı. Artık geçmişin derinliklerinde kalan kültürel bağlar yeniden baskın çıkmaya başlamıştır. Özlem belirginleşmiştir. İlk olarak toprağından oluştuğu ülkesini özler. Dönmek istenilir. Bu bazen başarılır bazen de başarılmaz. Çünkü göç ederek yeni yaşam kurulan ülkede göçmeni tutacak nedenler vardır. Eşi veya çocuklarının yaşama zorunluluğudur. Çünkü çocuklar artık göçülen ülkenin sistemlerine uyum sağlamışlardır. Onlar için dönüş zordur. Bunların arasında bazı insanlar için ise yaşam ikiye bölünmüştür. Bir yanda bıraktığı eş, diğer yanda yeni eşi, yeni ülkede yeni çocuklarıyla. Hatırlanır ara ara yaşanılan eski ülkede bırakılan köylü kadın, sessiz eş ve çocuk veya çocuklar. Göçmen insanlar iki parça halinde hissedilen paramparça hayatların içinde dağılmışlardır. Tamamıyla ait olunacak aile artık yaşamında kalmamıştır. Göçmenin yaşamı çelişki dolu duygularla böyle geçer. Saçlar beyazlaşır. Sonra düşünür. Değer miydi diye? Aslında sorgulanması gerekenin kendisinin olmadığıdır. Bu göçe mecbur edenler olduğu gibi, göçmenlikten ekonomik fayda sağlayanlar olduğunu hatırlaması gerektiğini hiç unutmamasıdır.