Duygululuk Veya Duygusuzluk
Oyuncak bir bebek istiyordu. Bir şapka bulmuştu. Eski çaputlardan bir vücut yapmıştı. Bulduğu şapkayı ekleyince bir bebek olmuştu. Ufak çocuğun nelerle mutlu olduğunu görünce az ile yetinmenin insan denen varlığın içinde yeşertilmiş duygu ve düşünce olduğuna inanmamak imkansızdı. Çocuk paçavralarla bebek yapmış ve kendisine oynamak için yeterli gördüğü halde, bir yetişkin neden hep daha çoğunu ve daha fazlasını elde etmek ister diye düşününce duygusal açlığın maddi açlığı ne kadar etkilediği akıllara gelmelidir. Duygusal açlığın insan varlığının içindeki en önemli değer olduğunu ret etmek insanın varlığına karşı gelmekle eş değer olduğu anlaşılmalıdır. Çocukların duygu dolu dünyaları kadar önemli hiçbir şey yoktur. Duygu dünyası yeterli hale halde yetiştirilmiş bir çocuk toplumun gelecekti ki rahatlığıdır. Geçmişlerinde duygusal açlık çekerek büyüyen yetişkinler bu yetersizliklerini daha fazla maddeci hale getirmeyi isterken çocuk elindeki oyuncak bebekle arkadaşlarıyla oynuyor ve duygu dünyasında çiçekler açıyordu. Duygusal olarak yetersiz yetişkinler çocuğun mutluluğunu anlayamıyorlar. Bilinmeyen,öğrenilmeyen,tadılmayan,hissedilmeyen duygular anlaşılamaz.