Hayat Düşünceleriyle Güzeldir
Her ne kadar insanın çevresinde birçok olgular bulunsa da yalnızlığını kendi içinde yaşamak zorunda kalan bir varlıktır. Yalnızlığını ise istedikleri olmadığında daha iyi fark eder.Çoklu benlikleriyle ve onların değişiklikleriyle kendisiyle uğraşan canlıdır. Yeryüzünün düşünen varlığı olan kişi yaşamının ilerleyen yıllarında yalnızlığını daha iyi anlamaya başlar. Ayrıca yaşlandıkça mutluluğu keşfetmesi daha kolaylaşmaktadır. Ne kadar ilginç değil mi? Yaşlanıyorsunuz yaşamın kendisine veya her şeye karşı çıkmak yerine sessizce yaşam yolunun bitişini kabul etmenin zorunluluğunu fark ediyorsunuz. Belki de yaşam yeniden başlamanız için size dinlenme fırsatı veriyordur. Bu dinlenme esnasında bakalım neler düşünüyoruz.
Neden her seferinde âşık olmak zorunda kalıyoruz ?
Çile çekmek güzeldir. Güzelin yanındaki ise çiçektir.
İstemiyor veya istenmiyorsan yaşam bir ıstıraptır.
Beni benden aldın duygum.
Sen benden bana kalan varlığın eserisin.
Ruhuma dokunma kırılabilir.
Her insanın bir hırs anı vardır.
Bazen ağlamak gerek gülerken.
Hayat her şeyiyle bahardır.
Her an her yerde seninle yine karşılaşabiliriz.
Hiç kimse için hayranlık duyma. Kendine güven.
Her canlı zavallılık içeren davranışlara sahiptir.
İnanç güzeldir.
Üzgünlük yaşamın anlaşılamayan değeridir.
Şehir kültürleriyle oluşur.
Çiçekler kardeştir. Kökleri ayrı bile olsa.
Sevgilinin gözyaşı yüreklerde saklanır.
Ne yaparsan yap kişiliğinden kaçamazsın.
Kör nokta yoktur. Yaşlandıkça çoğalan körleşmiş noktaların vardır.
Çılgınlık yapımdır.
Dağınıklık içimdeki özgürlüktür.
Canlılar ailendir. Birisine zarar verdiğinde ailenin fertlerinden birisine zarar veriyorsundur.
İnsanın düşüncelerine korkaklığı veya çıkarları yön verir dense de her zaman bir yiğit vardır.
Eğer aşkını sevdiğin kişiye teslim etmişsen kişiliğini de teslim etmişsindir.
Eğer sevdiğin kişi bu zayıflığını tespit etmiş ve bundan dolayı zayıflığını algılamışsa düşüncelerini de ona teslim etmişsindir.
Eğer aşkını teslim etmez de teslim alırsan zorunlu ve bağımlı bir kişilik elde etmişsindir.
Eğer tüm iyi niyetinle kendini ifade etmişsen, yine de saklı zayıflığını ifade etmişsindir.
Akıl verme akıl alma zor iştir vesselam aşk gibi.
Şehir binalar tarafından esir alınır.
Yaşam çılgınlıkların göstergesiyse bu çılgınlıkların bize yaşatılması nedendir?
Yok eğer yaşam çılgınlıkların değil de sevginin yaşanılması ise kötülüklerle iç içe neden yaşamak zorunda kalıyoruz?
Yok eğer insan kötülüklerle donatılmış bir varlıksa iyiliklerle hayata tutunmak istenmesi ne anlama geliyor?
Yok eğer biz bir robotik yaşam içindeysek duygularımızın çeşitliliği de ne oluyor?
Yok eğer duygularla dolu bir canlı isek duygusuzluğumuzla karşı karşıya kaldığımızda ne olmamız gerekiyor?
Yok eğer biz enerji maddesi isek bedenlerimiz neden yumuşak nesnelerle oluşturulmuştur?
Yok eğer biz kişi denen varlığın erdemlerine ulaşmaya çabalasak ta erdemsizliğimizi ne yapmamız gerekiyor?
Yok eğer kişi gibi olmamız gerekiyorsa yaşamımızda kişi değil miydik?
Çarpık çurpuk hayatın içinde zihinleriyle çok iyi düşündüklerini zanneden insanlar var. Ya da düşünce yeteneği olduğunu kullanmayan korkaklar.
Bugün yine düşünce denizinde akıntı vardı. Karşı kıyıya geçtiğimde durdu.