Kırmızı Rujlu Kadın Vicdan Ve Mantık

Hatıralarıma uzaktan baktığım güzel kadındı. Bugün yine çok sevindim ve sevdim geçmişimi hatırladıkça. Yaşamdan yaşamımdan koparıp atmak zorunda kalmıştım. Sen var ya sen aklına koyduğunu ve yakalayabileceğini sanan kırmızı rujlu kadın bir plan yapmıştın. Şirket personeli için hazırlanan gecede gördüğün genç bir adamı elde etmek için içinden içtenliğinle istemiştin. Parti gecesi gördüğün adam oldukça iyi görünüşlüydü ve takım elbisesiyle kendisinde olan her şeyiyle kendisini tamamlamıştı. Gece partisi bitmiş, etraf kalabalıktı. Genç adam şaşkın ve merakla etrafındaki insanlara bakıyordu. İnsanlar  yavaş yavaş dağılmaya başlamışlardı. Genç adam işi gereği çalıştığı firma yetkilisinin kendisini görüp çağıracağı eğlence partisinin çıkış kapısının karşısında bekliyordu. Dağılan kalabalığı izlerken yaklaşık beş altı metre karşısındaki iki kadının konuşmasını gördü. Normal bir görüşme gibiydi. Çok dikkatli bir şekilde göz uçlarıyla belli belirsiz o yöne baktığında kırmızı rujlu güzel bir kadının genç adamın tanıdığı orta yaşlı iş arkadaşı kadına genç adamı göstererek birbirleriyle konuştuklarını fark etmişti. Birkaç dakika süren bu görüşmenin aslında kırmızı rujlu kadın lehine daha öncesinin olduğu anlaşılıyordu. Genç adamın ilgisi kırmızı rujlu kadından bir anda işine dönmüştü. Çünkü adı çağrılmıştı. Gitmesi gerekmişti. Ertesi gün genç adamın patronu telefonla aramış ve ofise çağırmıştı. Bir meyve sepeti ile çikolatayı kendilerine eğlence partisi organizasyonunu veren şirketin iyi bir mevkide görev yapan bayan yöneticisine götürmesini sepeti ve çikolatayı elden teslim etmesini istemişti. Genç adam hemen geçen geceki aynı kadın olduğunu anlamıştı. Kırmızı rujlu kadının ofisine doğru aracıyla giderken aklı ve duyguları karma karışıktı. Kırmızı rujlu kadın çok güzeldi. Kısa ceketi ve eteği, saçlarının boynunu kapatmayan biçimi, yüzündeki beyazlığı ve kırmızı rujlu dudakları ile asla ret edilecek bir kadın değildi. Hiçbir erkek onu ret edecek cesareti kendisinde bulamazdı. Genç adam kırmızı rujlu kadının kendisini tanımak amacıyla özellikle çağırdığını düşünüyordu. Bir yandan da heyecanlanmıştı. Ne yapacağını ise hiç bilmiyordu. Yarım saat süren araba yolculuğundan sonra kırmızı rujlu kadının çalıştığı dünyanın en büyük firmalarından birinin yönetildiği binanın parkına aracını bıraktı. Patronunun meyve sepetini ve çikolatayı yüksek mevkideki yönetici kadına özellikle elden vermesini söylediği sözleri aklına geldi. Genç adam eğer kırmızı rujlu kadınla bir defa konuşmaya kalkışırsa ondan asla kopamayacağını anlamıştı. Kırmızı rujlu kadınla tanışmak yeni bir hayatın yolunu açacaktı ve bu hayat hiç istemediği birtakım vicdani sorumluluğu ile olumsuz olacak gelişmelere yol açacak gibi görünüyordu. Kısacası genç adam geride üzüntülü insanlar bırakacağından ve bu durumun kendisini de tatlı birkaç aydan sonra kırmızı rujlu kadının bağımlılığına döndüreceğini ve bu gelişmenin sonrasında ise vicdani üzüntülere sebep olacağını yaşamının ileri ki projeksiyonunda görebiliyordu. Zaten hayatın gelişmelerinde ilerideki projeksiyonları iyi görebilenler hayatlarındaki olumsuzlukları minimum olarak yaşıyorlardı. Bir yanda güzel bir kadın ve hayata heyecanlı yeni bir başlangıç ile devam etmek imkanı, diğer yanda bağlılıklarının ve sorumluluklarının olduğu geçmişi vardı. İnsanın kötü bencilliğiyle ve doğru bencilliği arasında fiziksel ve zevksel ve ruhsal isteksellik çekişmesinin olduğu anlardı. Genç adamın o anda kendi içindeki çelişkisi dayanılmaz hale dönüşüyordu. İçten içe yanan arzuları ile her şeyi ezip geçmek isterken, doğru mantıkla düşünmenin ve içinde yaşayan vicdanın direnişi genç adamın içinde direnç göstermekte ve galip gelmek için onun bütün zevksel arzularıyla çarpışmaktaydı. Genç adam kararını vermişti.En iyisi hiç görünmemek dedikten sonra meyve sepeti ve çikolatayı güvenliğe verip olacakları izlemenin daha doğru olacağını düşündü. Genç adam kırmızı rujlu kadınla tanışıp tanışmama konusunda büyük çelişki yaşadıktan sonra vicdanıyla birlikte doğru mantığı seçmiş ve güvenlik personeline meyve sepetini ve çikolatayı kime gitmesi gerektiğini söyledikten sonra hemen dışarı çıkmış ve içeriyi rahatça görecek şekilde ne olacağını izlemeye başlamıştı. Kırmızı rujlu kadın hediyeleri hemen almaya gelecek miydi? Birkaç dakika dahi geçmeden kırmızı rujlu kadının koşarak bilmediği kaçıncı kattan geldiğini hediyeyi aldıktan sonra etrafa bir şeyleri görmek maksadıyla bakmasını ve güvenlikteki kişiyle konuşmasını köşesinden izlemişti. Duygusal bilinçli genç adamın düşündükleri doğru çıkmıştı. Kırmızı rujlu kadın kendisiyle tanışmak istemiş ve bundan emin olmuştu. İşine geri giderken yolda doğru veya yanlış mı yaptım tartışması içinde sönmeyen bir yangın sürekliliğiyle capcanlı olarak sürmekteydi. İki karar arasında oldukça bocalamıştı. Önemli olan günü zevkleri için yaşamak mıydı? Yoksa sürekliliği olan geçmişin bağlantılarıyla yaşamak mı? Daha önemliydi. Sonunda vicdani bağlılığın daha önemli olduğuna doğru mantıkla birlikte karar vermişti. İş yerine gelmişti. Biraz sonra patronu da gelmiş neden meyve sepetini ve çikolatayı kırmızı rujlu kadına elden vermediğini sormuştu. Özellikle sana söylemiştim dediğinde, genç adam kendisinden gayet emin şekilde şöyle cevap vermişti. Eğer meyve sepetini ve çikolatayı sizin dediğiniz gibi elden verseydim duygusal dünyamı kırmızı rujlu kadına kaptırabilirdim. Çünkü bunu düşünsel ve duygusal bilincimle dolu dolu hissediyordum. Kırmızı rujlu kadının benimle tanışmak için özellikle çağırdığını eğlence partisin de kırmızı rujlu kadınla konuşmuş olan iş arkadaşım olan kadın bu gerçekliği muhakkak size söylemiştir dediğinde patronu hiçbir şey dememişti. Sadece başını sallamış ve genç adamın düşüncesine hak vermişti. Kırmızı rujlu kadına karşı içindeki ve fiziğindeki bütün oluşumlarıyla bugüne kadar dolu dolu isteksel olarak kalsa da verdiği kararın mantığı ve vicdani doğruluğu gün gibi meydandaydı. Kırmızı rujlu kadın geçmişini hiç bilmediği ve gerçekten ilgi duyduğu ve istediği genç adamı elde edememişti. Belki de yaşantısında aradığı gerçekten eğlence partisinde gördüğü genç adamdı. Kırmızı rujlu kadın bu isteğinde haklı olabilirdi. Mutlu olmak için her insan veya canlı her türlü imkanı elde etmek için yaşamda mücadele etmiyor muydu? Bu nedenle her varlık mutluluğun yollarını aramakta haklıydı. Yeter ki sorumluluğunu ezip geçmesin. Kırmızı rujlu kadın tatlı bir hatıra olarak kalmayacaktı. Doğru mantığa ve vicdana yenilmeseydı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir