Her Birey Düşünsel Üreticidir
Zaman iki nokta arasında olmayan yaşadığımız süreçtir. Bu süreç yeryüzündeki canlılar için sınırlıdır. Bu süreci kişi sınırsızca kullanma hakkına sahiptir. Kişi sınırlı olan zamanın içinde bildiklerinin, öğrendiklerinin ve ifade ettiklerinin biricik olduğunu zannedebilir. Gerçek biriciklik ise ifade ettiklerinin, öğrendiklerinin ve bildiklerinin ne kadar özgür elde edildiğiyle ve yaşamın çeşitliliği içinde ne kadar kendi yetersizliğiyle yakından alakalıdır. Kişinin dolu dolu kişilik ve düşünce sahibi olmaya başlaması gereken nokta tamda bu noktadır. Kişinin kısıtlı zamanın içerisinde düşünen bir varlık olmasının farkındalığına ulaşması varlığının tek delilidir. Canlı bir varlık olarak kendisine tanınan kısıtlı zamanın içinde düşünce üretmelidir. Düşünceler ise yaşamın sürmesi için anlamlı üretimlere yol açacaktır. Kişi diğer canlılarla aynı temel özlerden meydana gelmesine rağmen, misyonu ve doğanın temel olarak sağladığı üretici ve ürettiklerini çoğaltıcı bir varlık olarak oluşmuştur. Evriminin gereğidir. Yaratılışı bunu gerektirmiştir. Bunun içinde düşünmesi ve farklılıklar ifade etmesi kadar yaratılışına uygun hiçbir şey olamaz. Kişi temel olarak güneşin süzülerek sağladığı beyaz renkten insanın fark ettiği üç ana renkten binlerce renk üretmiştir. Bazı kişiler ise dördüncü rengi tanımlayabilirler. Fakat yeryüzünde insanların bilemediği, yapılarındaki yetersizlikten dolayı fark edemedikleri onlarca renk vardır. Özellikle deniz canlılarının ve hayvanlarca tanımlanabilen değişik renkler vardır.Bu gerçeklik düşünen bir varlık olarak kişinin veya diğer canlıların kendilerince üretici olduğunun bir örneğidir. Kişi düşüncesinin üretilir olabilirliğine inanılıyorsa mesele yoktur. Rekabetsiz bir yaşam içerisindeki kişi kafasındaki sorulara cevap bulamadığında farklı yollara savrulabilir. Çünkü yetersizlik içerisine girip kafasındaki soruları cevaplayamazsa veya yaşaması için çıkış kapısını kapatırsa veya her hangi bir nedenle kapatılırsa hayatı anlamsızlaşır ve zavallı hale düşer. Düşünmek isteyen kişinin içindeki kaynayan kazanın ihtiyaç duyulan bilişsellikle öyle veya böyle kişinin ihtiyaç duyduğu şekilde doldurulması gerekmektedir. Çünkü kişinin düşünce sistemi dur durak bilmeden soru sormaktadır. Niçin varız? Nasıl bir varlığız? Yaşamda nasıl bir yol izlemeliyiz diyerek vs. Kişi kendi kişiliğinde çözümsüzlüğü hiç sevmeyen varlıktır. Yaşamasının aşamalarında değişik nedenlerden dolayı birçok şeyin farkına varır ve bu yolla ilerledikçe sorularına uygun cevaplar bulmak ister. Bir çıkış yolu bulmak ve yaşamın belirsizliği içinde yaşadığı karanlık dehlizden bir an önce çıkmak için her türlü yolu denemek isteyen varlıktır. Önemli olan nokta uygun cevapları tıkanılan noktalarda önceden tahmin etmek ve bulmaktır. Önemli konularda ( inanç, duygusal veya fikir konuları olabilir) çözümsüzlükte yaşayanların her türlü sorusuna hazır olunursa, kişi kendisinin dolayısıyla toplumunun çıkışsızlığına yardımcı olur. Düşünce üreten kapılar açıldığında inanç, fikir ve duygu kazanır.