Adaleti Unutmadan Duyguların Peşinden Gitmek

İnsan değişik istekleri ola ve bu isteklerinden dolayı kendi kendisiyle çelişkiye düştüğünde ne yapmalıdır?  İsteğinden vaz mı geçmelidir? Yoksa zorluğu göz önüne alıp isteğinin peşinden sürüklenmeli midir? İnsanın yüzleşmesi gereken bu düşünsel olgu hayatının anlamlaşması veya anlamlaşmaması ile yakından alakalıdır. İnsan isteğini yapsa dışsal etkide bulunabilecek birçok olguyu karşısına alabileceği gibi isteğini yapmaz ise, bu defa içindeki arzu dolu dürtülerinin istekleriyle ters düşecektir. Mesela yeryüzünün maddi cazibelerine kapılmak mıdır? Yoksa insan içsel gerçekleriyle barışık yaşamalı mıdır? Sorularıyla çelişkide kalmaktadır. Birincisi zevk ve sefa ve doyumsuzluğa insanı taşırken, ikincisi ise az ile yetinerek huzuru ve mutluluğu yaşamın her anında yaşatabilecektir. Çok şey isteyen ve bunlara kavuşan ve  yetinmeyi bilen arasındaki gerçek bir fark vardır. Her ne kadar ikisi arasında isteklerde bir sınır olmazsa dahi duygu ve düşüncelere verilen önem ve maddi anlamda yeterlilikleriyle yetinenin ve bilgiyi gerçek anlamda özümseyenlerin daha mutlu olduğu bir dünyamız vardır. Yani zenginliğin peşinden koşup ta kendimizi sinir ve stres içinde daha fazlası diyerek bertaraf edeceğimize, duygu ve düşüncelerden ve aşklardan ve sevgilerden bu dünyada alabileceğimiz ne varsa bunları almak için yaşamın kaçılamayan gerçekleriyle peşinden koşalım. Adaleti unutmadan.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir