Hayat değerli bir oluşumdur. Her varlık bu değerli oluşumun ayrılmaz parçasıdır. Kişi yaşam elde ettikten sonra hayatta kalmak ve sonuna kadar yaşam mücadelesinin içinde kalması için dirençli olmak zorundadır. Kişi yaşam şartlarının baskıladığı düşüncelerinin ve davranışlarının yanlışlığına kapılmazsa çok büyük problemlerle karşılaşmadan göstereceği bilinçli tavizle hayatını çok büyük dertler edinmeden devam ettirebilir. Bu durumları düşünen canlı kendi gerçekliğiyle yaşayacaktır. Tabi ki bu durum her kişinin karakter yapısıyla yakından alakalı bir olgudur. Yaşamın içinde kişi kendisine yapılan yozlaşmış hakaretlerin aslında pek önemli olmadığını fark etmelidir. Bu farkındalığın olması kişideki ekonomik yeterlilik, sosyal çoğulculuk ve yaşanmışlıklarla yakından alakalıdır. Bu yeterliliklere sahip olanların yaşam koşullarına bakışı çok farklı olacaktır. Daha açık söylemek gerekirse her konuda olumlu veya olumsuz hakaretleri fazla ciddi kabul etmemekle aklın değerliliğine saygı duyulmuş olacağından kişi hakarete uğrasa bile böyle tepkisizlik içeren kararları vermesi normal bir davranıştır. Kişi vereceği her türlü kararlarında vücudundaki kimyasal değerlerin söylenen sözlerle ilişkili olarak azalıp çoğalacağından dolayı etkilenmeye oldukça açıktır. Kişi için önemli olan kaliteli bir yaşamı elde etmiş olmanın tadını yaşamak, varlığının değerliliğini, yaşamının süreğenliğin de iken kavramak ve ilgi duyduğu bir konuda diğer kişiler yararına üretici olması gereken bir varlık olduğunu anlaması gerekmektedir. Çünkü düşünsel üreticiliği ile toplumun gelişmesine ve insanlığın nihai ilerlemesine yardımcı olacaktır. Dolayısıyla toplumsal üreticilik aslında kendi neslinin süreğenliğinin sağlamaktır. Elbetteki düşünen varlık aynı zamanda toplumsallık içinde bireyselliği savunan, hisseden ve böyle yaşamak isteyendir. İçinde bulunduğu şartlardan veya içsel sorunlarından dolayı hayatın gerçek anlamda ciddiye alınma düşüncesini içinde taşıyan varlıktır. Bazı kişiler yaşam mücadelelerinde ummadıkları zorluklarla yüz yüze geldiklerinde kendilerini yaşamın girdaplarında başı boş şekilde sürüklenmeye bırakabilirler. Yaşam gerçekten zorlu ve tehlikeli bir mücadele gerektirir. Bu zorluklarla baş edebilenler yaşamın gerçekliğini anlamakta ve kendi iradelerini asla terk etmemektedir. Her düşünen varlık yaşamda kalmak konusunda kuvvetli nedenlere veya iradeye sahiptir. Sadece kendisindeki gücün farkına varmalıdır. Kişi yaşamı elde ettiği için çok şanslı bir gerçekliğe sahiptir. Yeryüzüne gelmek için çok mücadele etmiştir. Çünkü her canlı veya her kişi sayılması mümkün olmayacak kadar kendi cinsi veya karşı cinsi veya her ikisini taşıyan canlıların arasından onlara verdiği ki hepsi kardeşdir kıyasıya verdiği enerji dolu dürtüsel bir mücadeleyle yaşam arzusuna tamamıyla sahip olmak için doğmuştur. Bu yaşama kavuşma arzusunun devamı doğumundan sonra yeryüzü hayatında da aynen devam etmektedir. Yaşamda karşılaştıkları kötülükler bazen iyiliklere nazaran daha baskın ve etkin sonuçlar doğurduğundan kötülükler düşüncelerde yoğunlaşmakta ve yaşama arzusuna olumsuz etki etmektedir. Burada asıl olan yaşam arzusunun kaybolmamasıdır. Duruma bağlı olarak yaşamdaki yılgınlık geçici olduğundan dolayı asıl olan yaşam arzusunun hala içlerde devam etmesi ve baskın hale gelip yılgınlığın üstesinden gelmesidir. Kişi iradesi bu kötü etkiyi bertaraf edip yaşam arzusunu diri tutmak zorundadır. Bu sebeple irade önemlidir. Yaşam için gereken nedeni yine kişi kendisi bulacaktır. Bu konuda şüphe yoktur. Yaşam da değişik nedenlerle başlarına gelen felaketlerden dolayı her şeyden vazgeçmek istemelerinin yaratılışlarına ters olduğunu ve arzularının devam ettiğini fark etmeleri gerekmektedir. Bir gün olur da yaşadığı karamsarlığı geçtiğinde ne kadar hatalı düşündüğünü o kötü günler bittiğinde anlayacaktır. Yaşamdan ve onun getirdiği güzelliklerden ve kalınan noktadan zor durum dahi olunsa vaz geçilmeyerek yaşama tutunmak devam edilmelidir.