Son Günümde Kızıl Saçların

Geçmeyen günlerim vardı. İçim cayır cayır yanıyordu. Bunun nedeni uzakların uzağında her şeyden ve tanıdığım insanlardan uzaktaki yaşantımda. Bir tek seni gördüğümde o günün sabır veren enerjinle biteceğini ve yalnızlığımın azalacağını hissediyordum. Seni akşamları gelipte görmediğimde çok sıkıntılı ruh halim olacağından illaki gelip seni görmem gerekiyordu. Bende bir tür bağımlılık oluşturmuştun. Kendimi  seni görmemek için her gün durdurmak istesem de, akşam üstü iş çıkışımda aracımın yönü senin bulunduğun kasabaya doğru dönüyordu. Bir türlü anlam veremediğim bu görme tutkusu baskınlığı çalıştığın yöne  doğru her gün beni yönlendiriyordu. Bu gerçekliği görmek isteyen göz ile görmek istemeyen iki gözüm vardı. Sana olan tutkumun esiri olan gözlerimden biri artık durdur kendini, gitme derken, diğer gözüm ısrarla yollarını özlüyordu. Çalıştığın iş yerine titreyerek girerdim. Bazen de neden geldim? Diye mahcuplaşıyordum. İçeri girerken, kafam öne eğik bir halde bir gözüm seni ararken, diğer gözümle etrafa ilgisizce bakıyordum. Seni arayan gözümle, sanki sana bakmıyormuşum gibi davranmalıydım.  Eğer seni arayan gözümle görürsem isteğime kavuşmuş olduğumdan dolayı mutlu olurken, görmemek isteyen gözüm ise seni gördüğüm için diğer gözüme kızıyordu. Çünkü görmek istemeyen gözüm benim ne kadar çaresizce sana olan bağımlılığımı bildiğinden beni bu bağımlılıktan kurtarmak istiyordu. Sen ise benim sana geldiğimi sanki şüpheli olarak biliyordun. Beni kendinden uzaklaştırmak için o akşam kendi kız arkadaşını benimle tanıştırmak istediğinde ben onunla birlikte olamazdım. Çünkü seni seçmiştim. İşte o gün bir daha dönmemek üzere mecburen ayrıldım. Çünkü yaşadığım yerdeki son günümdü. Biliyor musun? Adın olan kokuyu ne zaman görsem tatlı tatlı gülümsüyorum. Sen bana uzun müddet sıkıntılarıma karşı koymam için yaşam sabrı vermiştin. Bunu asla tahmin edemezdim. Şimdi öğrendin. Hala kızıl saçlı mısın?

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir