Yeni Bir Duygusal Bağ İstemek

Bir hikâye okudum. Şöyle başlıyordu. Bir sonbahar akşamıydı. Ben evden dışarı çıkarken, sen içeri girmeye çalışırken, kısa bir merhaba ile tanışmıştık. Ertesi gün yine mecburen karşılaştık. Birkaç günün sonunda artık nasıldır bilinmez, sevgili olmuştuk. Birlikteliğimizde ısrarla bir şey ifade etmeye çalışırken ben bunu anlıyor fakat daha fazla sana bağlanmaktan kaçınmak zorundaydım. Bana aptal dediğini hiç unutmadım. Evet ben bir aptaldım. Sana bağlanmamalıydım. Sen gel deyince gel, git dediğinde gidecek kişi asla olamazdım. Bunu senin iyi bilmen gerekiyordu. Bana hissettirdiğin duyguların o kadar baskıladı ki, senden kaçmam gerektiğini fark etmiştim. Uzaklardaki okyanusları aştım. Günlerin ardından aylar geçti. Hemen hemen yıl olmuştu. Sonra bir gün geri geldim. Benim hayatımda çok fazla etkimi bırakmıştın? Aradım. Konuştuk. Gözlerin bendeydi. Ben seni dinlerken, yeniden ayrılmanın tekrar daha iyi olacağını düşünüyordum. Nedeni sana tekrar bağlanma korkusuydu. Bir kişiye bağlanmak bana göre değildi. Kişi her renkteki gülleri koklamak istiyorsa ayrılmaya mecburdur. Kişilerdeki değişkenliği isteyen iç sellik bu gerçeği baskılar ve duygulardan duygulara doğru gitmek ihtiyacını duymasının nedenidir. Ta ki duyguları koşamayacak kadar yorulduğunda arayışları bitmeye mecburen yüz tutar. Yine de gözleri hep yollardadır. Duygulardaki yaşamı yollar var oldukça devam etmek isteyecektir. Kişi hayatında kalıcı olan kimle ve nerede yaşamış olduğu duygusal hayatıdır. Hiç silinmez. Hatırlanır.

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir