Love in Port Town Liman Kasabasında aşk
Bir yaz günüydü. Hava sıcaktı. Yaşamın nedeni Güneş varlığını gösteriyordu. Yeryüzündeki etkisini azaltıp arttırarak sürdürüyordu. İnsanlar yürüyordu. Bazıları nereye gittiğini bilirken caddelerde sokaklarda öylesine gezinenler de vardı. Gezmek veya dolaşmak insanın vazgeçemediği en yakın dostuydu. Serbestçe dolaşmak insan varlığının özgür olmasını çağrıştırıyordu. Canlı varlıkların hiçbir zaman vazgeçemeyeceği en yakın can dostu dolaşmaktı. İnsanlar istedikleri an istedikleri tarafa veya yerlere gitmeliydiler. Esasen belli bir bölgede kalamayacağının ilk delili atalarının ağaç kavuklarından ayrılma cesaretini gösterip dolaşmalarıydı. Dolaştıkça yeryüzünün büyüklüğü içlerinde büyüyordu. Vahşi hayvanlarla daha fazla yüz yüze kalma tehlikesini göze alarak yerleşim yerlerini değiştirmeyi yeryüzünün büyüklüğünü farketmeleriyle başlamıştı. Bugünkü insanlığın yaşamı ve gelişmesi atalarının canlarını tehlikeye attıkları duruma bağlıydı. Nesillerini tehlikeye atma cesaretini gösterip bilinmedik coğrafyalarda dolaşma isteklerini yerine getirmişlerdi. İnsanlar yaşamlarını daha iyi ve güzel yerlerde sürdürmeyi istiyorlardı. Tek istekleri sadece aç kalmaktan veya vahşi hayvanlardan kurtulmak değildi. Daha uygun şartlarda daha iyi yaşama isteklerini derinden hissediyorlardı. Bilinçli olarak bu isteğin farkında değillerdi. Derinden derine içlerinde başka yaşam olanaklarının olduğunu yeryüzünün gerçek yüzü yaşatıyordu. İnsan dolaşmak, yürümek, öğrenmek zorunluluğunu zihinsel gelişiminin yeterli olduğu ilk anlarından itibaren hep istemişti. Bu durumu içten içe yaşadığından dolayı daha iyi ve güzele ulaşmak isteğini asla durduramıyordu. İnsanlık gelişme isteğini yer değiştirmelerle sağlayacağını anlamıştı. Bu konuda hiçbir garantileri olmasa dahi bu isteklerini geçmişten bugüne yapmışlardı. İnsanlığın gelişiminin günümüzdeki yansıması küçük kasabada yaşanacaktı. Bu kasaba insanlığın ilk günlerinde kurulan yerleşimin hemen yanındaydı. Yine de çok eski zamanlardan kalan bir kasabaydı. Geçmişin yeni yüzünü ve eskinin geleneklerini yaşatan bir bölgedeydi. Bu kasabanın kıyılarında korkmayan özgürce dolaşan insanlar vardı. Balıklarıyla birlikte bademleri, çilekleri, kirazları ve dağlarında yetişen incirleriyle ünlüydü. Zeytin ve ceviz kasabanın vazgeçilmeyen ürünleriydi. Ovaların uzaklarında yüksek dağları vardı. Karlar yaz aylarında dahi uzaktan uzağa kendisini gösterirdi. Havası güzeldi. Kışları canlı yaşama uygun bölgede kurulmuştu. Tarihin yaşanmış halinin deliliydi. İnsanlığın yaşaması için en uygun yerdeydi. Geçmiş uygarlıklarda yaşanmış duyguların unutulmayan hatıralarına sahipti. En bilinen aşkların ve gizli sevgililerin merkeziydi. Geçmişteki en yüce kahramanların ve en alçak zalimlerin isimleri en çok buralarda söylenmiş ve yaşanmıştı. Geçmişte en bilinen filozoflar buralarda yaşamıştı. Her yaz içi cıvıl cıvıl gezinen insanlarla doluydu. Güzelliğin ve korkunun hiç eksilmediği yaşanmış hatıralar vardı. Her insanın içinde kalan duygusal izler yılların birikimi olarak bu kasabada saklıydı. Sakin gibi görünen bu kasabada aşklar, korkular, ayrılıklar vardı. Yeni duygusal bağ arayanların, sevdalarını sorgulayanların, en çok sevildiğini düşünenlerin ocağıydı. Gözleriyle sevdiklerine bakmaktan utananların, ayrılıklarda geriye dönüp bakan sevgililerin bağlandığı yerleşim yeriydi. En çok sevdiğini söyleyenlerin ve seni hiç unutmadım veya unutuldum diyenlerin anıları ile doluydu. Küçük ve saklı yüzüyle yaşanmış ve yaşanacakların kasabası işte burasıydı. Adı Liman kasabasıydı. .