Haz Sağlamak İçin Hangi Ayrılık
İnsanın mutluluğunu sağlayan haz denen kelimenin içinde yatanlardır. Haz yaşanıyorsa sorunsuz ve sorgusuz hayatın içindesiniz demektir. Bu hazzı yaşayacağınız veya kime nasıl yaşatacağınız veya kimlerle yaşayacağınız önemlidir ve fedakarlık gerektirir. Kendiniz veya sevdikleriniz için hangi fedakarlığı yapmak istersiniz? Hayatın gerçekleriyle yüz yüze kaldığınızda yaşadığınız yerde kalarak ekonomik, sosyal bağlarınızla ile yaşamdan haz alma sorunlarınızı mı çözersiniz yoksa ailenizin hayatta kalmaları için uzaklara gitmekten başka imkanınız olmadığından dolayı yaşamdan haz almaları ve ekonomik sorunlarından kurtulmalarını sağlayarak mı bu sorunu çözeceksiniz? Her fert ayrılık denen illetin kendi başına geleceğini düşünmek istemez veya gelmeyeceğini düşünürken olabilme ihtimalini ise ortadan kaldırmak için, birçok sonu iyi veya kötü bitecek riskli işler veya davranışlardan kaçarak kurtulacağını zanneder. Kimileri bu düşüncesinin ömür boyu yanında yer alarak kurtulacağını zannederken kimileri yaşamın gerçeklikleriyle yüzleşerek karar vermek zorunda kalmak isteyecektir. Her insan ayrılığı öyle veya böyle dozuna göre yaşamak zorunda kalacaktır. Ya yaşadığınız yerde kalırsanız ve ne kadar uğraşırsanız uğraşın sorunun çözülemeyeceğinin farkındasınız veya uzaklara yeni bir yaşam ümidi için gideceksiniz. Her gerçek ayrılığın bir nedenselliği vardır. Ayrılıkların içlerinden en ağırı elbette ki sevdiklerinizden sizi ayıran zorunlu olanıdır. Gitmek zorundasınız. Hiçbir çıkış yolunuz kalmamıştır. Çünkü gitme nedenleri arasındaki en önemlisi olan yaşamın açlığı ve yaşamın haz almadan yaşanması sevdiklerinize vereceği zarar gerçekliği kapınızdadır. Çıkışsız bir garip pençenin ellerinde kalmaktır. Gitmek istemiyorsunuz. Gerçekler sizi ayrılığı yaşamaya zorlamaktadır. Kendinizi durdurmak istemenize rağmen bir türlü çıktığınız yoldan dönme gücünü kendinizde bulamazsınız. Bir yandan gitmek zorunluluğu bir yandan gitmeme seçeneğiniz ellerinizdedir. Kalmakla ne yapacağınızı bilemiyorsunuz. Gelecek çıkışını göremiyorsunuz. Hisleriniz ve düşünceleriniz bu konuda körleşmiştir. Gitmekte ise bir ışık görünme ihtimali vardır. Bazen insanlar uzaklara gitmekten başka çıkış göremezler. Uzak çıkış sizi çağırmaktadır. Belki de uzaktaki çıkışta sizi bekleyen bir yaşam gerçekliği bulunmaktadır. Yaşamakta olduğunuz sevginin gücümü sizi kalmaya zorlamaktadır. Gitmenizi gerektiren ve gittikçe size doğru gelmekte olan açlığın pençesi arasında karar vermek zorundasınız. Karar verme anları yaklaştığında ayrılmanın köşesine doğru yavaş yavaş gelirsiniz. Acıma duygusu olmayan yaşam gereçleri hızla karar vermeye zorlamak için sizi köşeye kıstırmıştır. Bu anlarda içinizde garip çelişkiler yaşanmaktadır. Bir bedende iki ayrı düşünceyi veya daha fazlasını yaşıyorsunuz. O anlarda etraftaki bütün yaşanmış güzel görselliklere zorunlu ayrılıksal düşüncelerinizden dolayı körlüğünüzle bakmaktasınız. Hakikatin ve inanılmazlığın doruğu denilen yaşanacak zorluklar gözlerinizi güzellikleri görmekten men ederken, açlık korkusu ayrılığı zorunlu hale getirirken, siz düşüncelerinizle küçücük bir dünyanın içinde tamamıyla hapistesiniz. Bir bedende değişik kişiliklerin yaşattığı değişik fikirlerin yüzleştiği karar verme anlarınız yaklaşmıştır. Sonu belirsiz bir yaşamın içinde yerinizde kalarak açlıkla yüzleşerek belkide bir çeşit ailesel ayrılığa ve açlığa gidecek veya hazların olmadığı yolumu isteyeceksiniz, yoksa sevdiğiniz ve sizi seven veya hayat ortaklarınızın yaşamasına katkı sunmak için uzaktaki ışık veren zorunlu ayrılığın olduğu yere gitmeyi mi tercih edeceksiniz? Kendinizi ayrılığa mahkûm ederek sevdiklerinizin kısmen de olsa yaşamın ekonomik doygunluğu ve haz doygunluğuna ulaşmasına onlardan uzaklaşarak katkı sunup ve ayrılığın ne zaman biteceği sorularınızı yıllarca kendinize sorarak onlara kavuşacağınız anları gözyaşlarınızla hayal ederek yaşamayı mı seçeceksiniz. Hangi ayrılık? Yüzleşelim.