Boşluk
Boşluk, İçimizde boğuştuğumuz, her zaman yanımızda taşıdığımız, nedenini, nasıl oluştuğunu içimizde nasıl süregeldiğini bir türlü akıl erdiremediğimiz parçasız parçamız. Boşluğu yanımızda taşımak istemesekte, peşimizi bırakmayan istediğimiz ve sevdiğimiz bir şeyleri özlettiren gerçekliğimiz. Boşluk, en çok sevdiklerimizden ayrıldığımızda veya yaşadığımız yerlerden uzaklaştığımız andan itibaren duygu, düşünce ve dürtülerimiz de varlıksız varlığını çok daha fazla hissettirip. canlı bir varlıkmış gibi ısrarla eski yaşantımıza dönmemizi baskılayan gerçekliğimizdir. Sevdiklerimizle birlikte olduğumuzda, varlıksızlığını içimizde belirsizce saklamasını iyi bilen, bedenimizden ayrılmayan gizli ortağımızdır. Özellikle gecelerin derinliğinde, yalnızlığın içinde ansızın uyandığımızda bizi hiç yalnız bırakmayan ortağımızdır. Boşluk boşluğunu hiç sevmez. Yalnızlığı ise asla hazmetmez. Boşluk kişi canlılığı dönüştüğü anda hayatının ortağı olmayı seçmiştir. Kişinin yaşam mücadelesinde içinde bulunulan şartlara göre varlıksızlığını ve sessizliğini koruyarak onunla yaşam boyu beraber dolaşmayı seven yalnızlık arkadaşıdır. Boşluk varımızla vardır. Yokluğumuz ile sahipsiz kaldığı gibi aşkın yalnızlığına özlem duyanlara benzer. Yaşam bir döngüdür. Bu döngüde yaşadığımız olgular veya olgusuzlar yalnızlık çekebilir. Boşluğumuz gibi.