Duygusal yakınlık

Pırıltılı günlerin başlangıcı gençliğimin ilk günlerinde çoğalmaya başlamıştı. Yükselen enerjim vardı. Durdurmayı düşünmediğim duygularım ise içimde pırıl pırıl yükselen güneşteki aydınlıktı. Sonra bir gün bir kız gördüm. Kısa saçlı beyaz yüzlüydü. Kafasını biraz öne eğmiş kendi halinde bekliyordu. Neden orada bekliyordu diye tahminler yürütsem de işte o kadardı. Durdum. Baktım. Öylece kala kalmıştım. Bir türlü anlayamadığım duygumla durgun bir şekilde kalmaya bir şekilde devam etmek istemiştim. Sonra kız her ne olduysa çekip gitti. Bende ters istikametteki okula gittim. Okulun yanındaki meydanda bu karşılaşma olmuştu. Ertesi gün sınıftaydım. Öğretmen öğrencilerin isimlerini okurken kapı vurularak açıldı. Dün meydanda gördüğüm kız gelmişti. Birdenbire bütün dikkatimi ona verdim. Geç kaldığı için özür diledi. Okulun ikinci günüydü. Öğretmen hoş görerek tekrarlama bunu deyip bir yere oturmasını istedi. O anlarda yeryüzünün en neşeli kişisine dönüşmüştüm. Nasıl olabiliyordu. Genç bir kız bir genç adama bu kadar enerjiyi nasıl sağlayabiliyordu. O günlerde duygusal bağlantının  nedenlerinden ziyade duygusallığı yaşamak daha önemliydi her genç gibi bende aynı hisleri yaşıyordum.  İçimde kendimle yaşıyordum. Hayatımı devam ettirecek gücüm olduğu halde duygulandığım genç kız ısrarla beni kovalıyor ve zihnimde yer almak istiyordu. Veya ben genç kızı zihnime katmak istiyordum. Anladığım unutmak istemediğim bir durumdu. Duygusal yakınlığın ne olduğunun bile tam olarak farkında olamadığım veya neticelerinin ne olacağının bilinmediği yıllarımdı. Günler günleri kovalarken ben kendimi yiyip bitiriyordum. Bir türlü yaklaşamıyordum.  Halbuki aramızda sadece birkaç metre vardı. O kadar yakındık ki birbirimize bakışlarımla onu izlediğim bir gün beni yakaladı. O kadar çok bakmışım ki hafif gülümsemeyle kafasını salladı. Utanmıştım. Suçluydum. Bir genç kızı izlerken yakalanmıştım. Beni bir daha bakarken yakalamasın diye geldiğini fark ettiğimde kafamı başka tarafa çevirerek sanki ilgilenmiyormuşum gibi kendime baskı yapıyordum. Sonra bir gün öğretmenin genç kızı tahtaya kaldırışını izledim. Öğretmen soru sordu. Kız cevap veremedi. Öğretmen bir daha sordu. Kız yine cevap veremedi. Halbuki herkesin cevap verebileceği kolaylıktaki sorulardı. Sonra belli oldu ki kız heyecanlandığında dili tutuluyormuş. Konuşamıyordu. Bu durum benim dikkatimi daha çok kız üzerinde yoğunlaştırdı. Genç kıza aşık mıydım? Yoksa ona bu aşamadan sonra acımaya mı başlayacaktım? Bu sorular kafamı kurcalamaya başlamıştı. Okul yıllarının ilk yılı içinde hiçbir şekilde kıza yaklaşamadım. İkinci yıl  farklı sınıflarda okula devam ederken kıza mektup yazıp birisinin vasıtasıyla gönderdim. Kız cevap vermişti. Bir mektup ta ondan gelmişti. Duygulardan bahsediyordu.  İki mektup gidip geldikten sonra okulda kızla hiçbir şey konuşamıyordum. Utangaçlığımın eseriydi bu gerçeklik. Sonra sabrım bitip bu ilişkiyi daha fazla sürdürmek istemediğimden dolayı bana olması gereken yakınlığı göstermiyor anlayışıyla kıza mektuplarını okul çıkışı verdim. Kız bunlar da nedir diye sormasına rağmen yanından uzaklaştım. Ertesi gün kız yanıma geldi ve bu mektupları ben yazmadım dediğinde aptallaşmıştım. Meğerse aradaki aracı benim baskılarıma dayanamayarak bu iki mektubu kızdan gelmiş gibi yazarak aramızda getirip götürüyormuş. O anlarda çok utanmıştım. Duygularımın olduğu kızın karşısında tam bir şapşal durumundaydım. Hemen oradan uzaklaştım. Bir iki gün sonra duygularımın kızı yanıma geldi ve okul çıkışı benimle konuşmak istediğini söyledi. Bu arada bu olay duyulmuş kızlar ve erkekler arasında konuşuluyordu. Ben ise hiç kimseyi duymak istemiyordum. Kapatmıştım kendimi var olan her şeye ve her insana o günlerde hayatımda sadece müzik dinlemekle bu durumdan kurtulacağımı zannediyordum. Neyse okul çıkışı kızla buluştuk. Kız bir yanlış durum yaratılmış dedi. Bana mektupları verdiğinde şaşırdım fakat aslında iyi bir durum yarattı her kim bu işi yaptıysa dedi. Ben onun bu sözlerini şaşırarak dinliyordum. Sessizdim. Bedenim kızın yanında olmasına rağmen zihnim uçup gitmişti. Genç kız benimle ilgilendiğini seninle aynı sınıfta okurken dahi hissetmiştim dedikten sonra istersen seninle arkadaşlığa hazırım sözlerini duyduğumda şaşırmıştım. Bir an ne yapacağımı bilemedim. Bu arkadaşlığı kızın gözlerine mahçup şekilde baktıktan sonra istemiyorum demiştim. Utangaçlığım ve yanlış yaklaşımım beni yine yakmıştı. Yollarımız böylece ayrıldı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir