En Çok Zamanında Ölmemekten Korkuyorum
Uzun süredir zamanında ölümün neden gerekli olduğunu anlamaya çalışıyorum. Canlılar için yaşamın bir şekilde sonlanması gerekiyor ve sonlanması için de şartların oluşması gerekmektedir. Kaçınılmayan gerçek işte buna denir. Neden böyle bir düşünceye takılıp kaldığımı biliyorum. Sebebi beni düşündürten konuları içimde saklamayı sevmiyorum. Başkalarının yardımına son derece muhtaç insanları gördükçe, yaşamın ve yaşamanın külfetine katlanıp, hala hayatta kalmak için çabalayan düşünsel ve bedensel direnci sorgulamadan edemiyorum. İnsan bedeni ve düşüncesi yaşam ne kadar zor olursa olsun, hayatın içinde kalmak için çabalıyor. İnsan düşüncesini veya bedenini dirençle yaşamda tutan nedir? Nesillerinin devam isteğimi? İnsan var olan her şeyi yönetsin veya yöneltsin diye mi var? Yoksa yaşamın hoşnutluğu veya güzelliğimi? Belki de bir daha yeryüzü güzelliğini görememe gerçekliğinin hem bedence hem de düşünsellik olarak farkındalığı bu direnci sağlamaktadır. Bütün canlıların belirli bir zaman içinde hayatlarının sona ermesi kaçınılmaz bir gerçekliktir. Hangi yaş içinde olurlarsa olsunlar, yaşama sıkı sıkıya bağlı kalmak isteyen bedenin direnmesi ile düşüncenin yaşam süresi ile ilgili birbirleriyle çelişkileri vardır. Yine de ortak olarak yaşama bağlı kalma ve terk etmemelerinin en büyük belirtisi oluşumlarını kopyalamaları olarak anlaşılabilir. Çekiciliğini, hareket ve sağlıklı yaşamını kaybeden insan düşünselliği sürdüremeyeceği hayatı tatmaya başladığında, kendi yaşamının gereksizliğine kendisini inandırmaya başlamaktadır. Fiziksel beden ise yeryüzünde kalmak için güçsüzlük ve olumsuz görselliğe doğru ilerlese de varlığının en sonuna kadar direnmek istemektedir. İşte bu durumlarda fizikselliğinin çöküşünü gören ve anlayan düşünsellik çok acı çekmektedir. Düşünsel insan, fiziksel yorgunluğu daha fazla taşımak istemediğinden uzun ve bilinmeyen bir yola gitmek istemektedir. Bedenin içindeki düşünselliğe yaşamın sonlanmasını geçen zamanının kabul ettirmesine rağmen, bedenin her bakımdan çökmesine rağmen direnci karşısında şaşkınlık ve acı çekmektedir. Düşünüyor, yeryüzünü terk etmek istiyor fakat kendisini fiziksel bağlılıktan kurtaramıyor. Düşüncesi terk etmek istese de, bedeni yaşamı son zerresine kadar bırakmamaktadır. Veya tam tersini de düşünebiliriz. Düşünsel insan yeryüzünde uzun süre kalmak istiyor fakat bedenin yaşlılığı engel olabiliyor. İşte iki gerçekliğin çelişkisi. Ne olacak şimdi? işte bu yüzden ben en çok fizikselliğimden veya düşünselliğimden bir tanesinin direncinden dolayı zamanında ölmemekten korkuyorum.
“