Farksız İnsan Olma Düşüncesini Savunmak

Dünya kişileri bulundukları her coğrafyada kendi inanç ve düşünceleriyle kurdukları sistemlerde yaşamaktadır. Her ne kadar kişiler bu sistemlerde kendine has geleneksel kuralları, gelenekleri ve inançlarıyla yaşamalarına rağmen, ülkesinin veya yeryüzündeki diğer ülkelerin kişilerinden daha üstün olduğunu iddia eden düşünselliği gelişmemişler ile aynı ülkede ve gezegende birlikte yaşamak zorunda kalmaktadır. Yeryüzünün değişik yerlerinde yaşayan kişilere üstünlük iddia etme düşünselliğiyle saldıranlar, insanlık tarihinin geçmişinde ve günümüzde varlıklarını hala sürdürmekteler. Bu durum kişiler arasında dil,din,ırk,görüş,yaşayış tarzı vs ile farklılığı savunanlarla, farklılığı savunmayanlar arasında eşitlik çekişmesinin hiç bitmeyeceğini göstermektedir. Kendilerinin diğer kişilerden daha fazla üstün fizikselliğe, düşünselliğe ve yaşam tarzına sahip olduğunu savunanlar, bu görüşlerine değişik nedenler bulmaktadır. Bu saldırganlık ve küçük görme, kişilerin yaratılış özelliğinde vardır. Kişilere bu cesareti veren ayrıştırma güdüsünün merkezi yüksek egemenlik ve aşağılama içeren fikirleri ve davranışları oluşturmaktadır. Anlaşıldığı kadarıyla bu türdeki kişilere öğretilenlerle birlikte, yaratılışındaki fırsatçı, baskın, çıkarcı ve kötü bencillik hislerinin eşlik ettiği anlaşılmaktadır. Ülkesindeki ekonomik üstünlüğün kendisine sağladığı aşırı güven, yaşadığı herhangi bir problem nedeniyle nefret edilecek canlıları bulmak istemesi, göçlerle birlikte yaşadığı yeri savunma iç güdüsüyle birlikte düşünsel ve davranışsal tepkiselliği zorunlu olarak hissetmesi nedenini öne sürerek düşünsel ve fiziksel saldırıda bulunmak istemesi kişisel gelişimi için ekonomik imkanının oluşmaması, sosyal ortamının yetersizliği, veya bilişselliğinin  genel olarak yeteri kadar gelişmemesi gibi nedenler sayılabilir. Ayrıca herhangi bir konuda farksızlığı savunan kişilerin zayıf noktalarına fikirsel ve duygusal simgelerle atışlar yaparak üstünlüklerini sağlama yolunu seçebiliyorlar. Böylece inançlarla, kurallarla, duygularla, gelenek ve görenekleriyle yaşayanların kültürel zenginlikleriyle alay ettiklerinde, bu davranışlardan bir çeşit tatminkarlık hissetmelerinin yanında, diğer kişilere fikirsel güçsüzlüklerini hissettirmek, aşağılamak veya dalga geçmek için söyledikleriyle de haklı düşünceler taşıdıklarını zannetmektedir. Aslında yanlışı savunduklarının farkında olmamaları gibi bir gerçekliklerinin farkındalığını asla anlayamamakta olduklarını bir bilseler, yaptıklarının yanlışlığını görebilme ihtimalleri olabilirdi. Kendinden küçük görme, aşağılama, önemsiz farz etme düşünceleri olanlarla baş etmenin çıkış yolları yine doğru mantıkla düşünen farksızlığı savunan kişilerin fikirleriyle bulunabilir. Yapılması gereken sabırlı ve sakin olmak ve cevap için zamanın beklenilmesidir. Kişiler arasında farklılığı savunup bunu baskı aracı olarak kullanmak yanında , dalga geçmelerine ve kızdırmalarına ve aşağılamalarına, farklılığı savunmayanlarca hemen nefret veya kızgınlıkla cevap verilmemesi gibi zekice bir davranışta bulunmaları doğru bir karar olacaktır. İlk başlarda doğru düşünselliği savunanlar tepkisiz kalarak kaybetmiş görülebilir, fakat planlananlar doğrultusunda hareket edildiğinde istenilen fırsatlar muhakkak elde edilecektir. Ummadıkları zaman harekete geçilerek delillendirilmiş doğru fikirsel atakların, en güçlü olunan vakitlerde yapılması veya onların en zayıf olduklarının tespitinden sonra harekete geçilmesi halinde haklı ve kazananlar olarak bu zorluktan diğer canlılarla ilgili olumlu düşünceleri olan farksızlığı savunanlar başarılı çıkacaktır. Bu gerçeklik karşısında aşağılamayı savunanlar kızacaklardır. Kızdıkça hata yapar ve cevap veremez hale düşeceklerdir. Hata yaptıkça saçmalayacaklardır. Saçmaladıkça fikirlerinin zayıflığını ve yetersizliğini fark edeceklerdir. Bu durumlarda düşünsel gerçeklikle kişiler arasındaki farksızlık düşüncesini savunanların tarafına geçmeye artık başlamıştır. Fikirleriyle farksızlığın savunulması için çalışan bilişselliği gelişmiş insanlarla, kendisini üstün kişi olarak gören bilişselliği gelişmemiş kişiler arasında olaylara tepkisel yaklaşım farkı işte yukarıdaki gibidir.  Herhangi bir tepki durumunda aniden gelişen saçma sapan tepkiler yerine sabır ve akıl kişiyi hiç terk etmemelidir. Üstün ve gelişmiş olduklarını iddia edenlerinde akılları vardır. Bu aklı onların elinden doğrusal mantıklı kararlarla ve vicdan ile almak gerekmektedir. Sonuçta kazananlar ülkelerindeki kişiler arasındaki farksızlığı savunan iyiler olacaktır. 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir