Kişi nasıl bir varlık olduğunu her ne kadar değişik nedenlerle tanımladığını belirtse de aslında tanımlayamıyor. Ne yaptığını neden yaptığını bilmediği bir yaşantının içinde hayatını sürdürürken aldığı kararları veya davranışlarını yönlendirmenin kendiliğinden olmadığını aklın içindeki irade ile olduğunu bilmenin farkındalığını yaşamaktadır. İrade farkındalığını gerçekten düşünen ve uygulayan içindeki mini minnacık parçaların bütünlüğü yaşamının yönelişini tam olarak sağlıyor. Hayat iki ihtimalli bir oyun gibi görünüyor. Birincisi fiziksellikle alakalı konularda yaşamda karşılaştıkları sorunları çözme ve hayatta kalma konusunda oldukça yetenekli olarak oluşturuldukları anlaşılıyor. İkincisi ise kişinin içinde düşündüren ve yönlenmelerini sağlayan plan içinde plan yaptıran buda yetmezmiş gibi tekrar temkinli olmasını sağlayan mini minnacıkların düşünsellikle oluşturulduğudur. Eğer sonuç varsa yaratılışın nedeni ve nasılı vardır. Yine de kişinin kendi varlığı ile alakalı konularda yeterli bir şey söylemesi imkansızdır. Çünkü bu öncesi ve sonrası kesin olarak bilinemeyen bir yaratılış meselesidir. Ayrıca kişiler varlıklarının oluşları konusunda net bir düşünceleri olmadığından yaratılış nedenlerinde ortaklaşamıyorlar. O zaman kişilerin yapması gereken nedir? Madem birçok yeteneklerle veya olanaklarla oluşturulan varlıklardır ve birbirleriyle yaşamda oluşlarını farklı değerlendiriyorlar o zaman hayatın her alanındaki güzellikleri kendilerine uyarlayarak bu avantajların faydalı sonuçlarını yaşama hakları gündeme gelmektedir. Bu konuda herhangi bir sakınmaların veya olumsuzlukların yaşantılarında olmadığı ve olamayacağı görülmektedir. Yaşamın insanlara sağladığı pozitif duygu ve düşünceleri hayatın her alanına imkanlarıyla taşımalıdırlar. Kişisel mutlulukları için daha anlamlı yollara ulaşmanın farkındalığını anlamalarını ve yaşamın varlıklarından hoşnutluk sağlamaktan alıkoyan bütün düşüncelerini bir tarafa atmaları gerekir. Daha fazla mutlu bir yaşam için kendi kendileriyle mücadele etmelidirler. Geçmiş geleneklerin ve göreneklerin ve inançların ve korkuların engellerinden veya nedenselliklerle dolu yaşantılarını sağlayan kişilerden korkulmamalıdır. Çünkü kişiler birçok yeteneklerle oluşmuşlardır. Neticede bu kuralları savunanlarda kendi gibi olanlardır. Geçmişte kişilerin yaşamla alakalı korkuları vardı. Yüzbinlerce yıl önce insanlaşmış hallerine ulaştıklarında ağaç kovuklarında, dallarında, büyük bitkilerin yapraklarında saklanarak ve mağaralarda vahşi hayvanlardan korunmak için hayatlarını sürdürüyorlardı. Hiçbir olanakları olmadan yaşamda iradeleriyle ve üreme iç güdüleriyle kalıyorlardı. Çünkü yaşamaları gerektiğini biliyorlardı. Yaşamın umutlarını hiçbir zaman bırakmak istemeyeceklerinin farkındaydılar. İşte bu farkındalıkları her şeye katlanmalarına sebebiydi. Bugün ise daha güvenli yaşamdaki iradeleriyle ve üreme iç güdüleriyle bambaşka bir geleceği olan hayatın içindeler ve verilen her yeteneklerini sonuna kadar kullanma imkanları olduğuna göre daha iyi yaşam ve insanlığın gelişimi için bunu kullanmalıdırlar. Kişiler geçmiş hayatlarında inançlarının, fikirlerinin ve duygularının ifadesi bile yasak edildiklerinden kendi mutluluklarını içinde bulundukları yeni şartlarında sürdürmelidir. Mutluluğunun şartlarını oluşturduklarında veya hissettiklerinde bangır bangır yaşamalı ve bunu göstermelidir.Kişiler yaşadığı anlarını geçmişin yaşanmış korkularının veya köhne inançlarının kazanmasına imkân vermeyecek kadar iradeli bir varlık olduğunu tam anladığında ki artık anlamaya başlamıştır, bu anlayışla mutlu olmanın yollarını bulacağından yaşamdaki farkındalığını geliştirerek yaşamın nedenine ve anlamına daha da yaklaşacaktır. Yeter ki iradesine saygı duysun. Ayrıca mutluluk sadece peynir ve ekmek veya para kazanmak değildir. İnsan iradeli düşüncedir. Doğru düşünceyi bulduğu yerde kişilikli ve mutlu olma sanatına ulaşmanın yollarını keşfetmek ister.