Kendinizi Tanıyın

İnsan neden kendisini terk eden aşkını unutmak istemiyor veya unutamıyor veya neden duygusal ayrılışlarda zorluk çıkarıyor veya ayrılmalarda ki zorluğu çıkaran kişilerin yeni bir ilişki kuramamalarının altında yatan nedenleri nedir diye sorular akla geldiğinde gerçek nedenler vardır. Kişinin geçmişteki duygusal bağlantısını bırakamamasının nedenleri arasında karşı cinsten yeni bir kişiyi ekonomik yetersizlikten ötürü elde edememe, yeni bir partneri bulma ve etkileme yeteneğine yeterince sahip olamaması, utangaçlığının olması, karşı cinsine yaklaşımda duygu karmaşasının içinde olması, entelektüel bilgi birikiminin yetersizliğiyle karşı cinsini etkileyememesi ve bu yüzden ilişkinin bitişi ve sürdürülememesidir. Karşı cinsiyle uyumlu olabileceği veya uyumsuzluğunda bunu alt edecek ortak bir yaşam anlayışını gerçekleştirmiş olmaması diğer bir nedendir. Cinsel paylaşımın yetersizliği veya anlaşılamaması önemli nedenler arasındadır. Yine karşı cinsiyle hayatın anlamları üzerinde karşılıklı görüş açıklamalarıyla birbirini bilgisel anlamda tatmin ve geliştirme imkanını bulamamalarıdır. Ayrılan taraftaki kişiyi kendisine bağlı ve kendi etkisinden başka hiçbir yere gitmesine bırakmama kıskançlığı gibi nedenler sayılabilir. Bununla birlikte insanda ayrıldığı veya kendisinden ayrılan kişiyi sadece kendine ait görmek ve kişiyi paylaşmaya karşı çıkma egosu vardır. Birde ayrıldığı kişiyle geçmişte birlikte yaşanmışlığın verdiği duygular vardır. İşte insanı en çok zorlayan da bu geriye gitme ve tekrar duygusal yaşanmışlığı elde etmeyi tekrarlatan geriye dönüşlü özleme dürtüsünün baskısıdır.  Bu dürtü akıldan çıkmak istemiyor. Her hatırada akla geliyor. Geldiğinde dönüş istiyor. İnsanın düştüğü duygusal kopuşların nedenleri etkisizlik ve çaresizlik ve ikna edememe zayıflığıdır. Bunlara ek olarak en geçerlisi yine ekonomiktir. Fakat ekonominiz iyi olduğunda ise gerçek sevgiyi ve aşkı yakalayamama ihtimali bütün ihtimallerden daha fazladır. Çünkü insan her zaman hayatta kalmak ister ve hayatta kalmak ve neslini sürdürmek için her türlü zorluğa, istememezliğe çoğunlukla boyun eğer ve yaşadığı veya yaşayacağı hayata katlanır. Bu sevmediği erkek veya dişi olabilir. İnsanı anlamak, tanımak gerçekten zor bir durumdur. Aslında karşınızdaki insanı anlamak ve tanımak gerekmediği gibi mümkünde değildir. İnsan olarak kabul etmeniz yetiyor? Kendiniz gibi. Siz anlaşılır bir varlık mısınız? Sevmek ve sevilmekte ki sınırınız nedir? İşte sınırınızı iyi bildiğinizde hayatınız sizin için anlam kazanır ve ayrılma veya terk edilme korkusunu yaşamazsınız. Bu sebeple kendinizi tanıyın. İlk yapılacak budur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir