Mutluluk Kişilerin Doğal Hakkıdır

İnsanın doğal isteklerinden birisi de mutluluktur. Kişi isteklerini hayata sunan düşünsel doğa olduğundan dolayı mutluluğu sağlayan da doğadır. Nietzsche şu sözleriyle doğaya nasıl bakmamız gerektiğini bizlere hatırlatıyor. (Doğa bize aldırmadığından doğanın ortasında kendimizi öyle rahat hissederiz ki). Nedeni bellidir. Doğanın ayrılmayan ve ona bağlı parçasıyızdır. Kişiyi yaşadıkları doğasal dünyaya uyum sağlayan doğasından  kaynaklanan değerleridir. Kişi aradığı mutluluğu arzu dolu dürtüsel aşklarında, sevgilerinde ve inançlarında bulmaktadır. Doğasal mutluluk kişinin düşünce dünyasının faydalandığı ve keşfettiği en önemli olgusudur. Doğasal düşüncenin ürettiği mutluluk kavramı, kişinin yaşadığı hayattan zevk alması için elindeki sihirli değnektir. Doğa sadeliği temsil eder. Çoğulcu yapısına rağmen her ihtiyaç duyulduğunda sadedir. Sadelik kişilerin sosyal bağlarda sorunsuz ilişkiler içine girmesi ve aradıklarıyla yeterlilik seviyesine geldiklerini anladıklarında, yaşamı öylece kabul etmeleriyle olur. Mutluluk arayışı kişilerin düşünce dünyasında sınırsızdır. Gerçek hayatta ise sınırlıdır. Kişi mutluluğu düşünsel ve gerçek hayatta bulduğuna inandığında kendi içinde durulmalıdır. Durulmalıdır ki her zerresinden zevk alsın, her ne şekilde mutluluk ilişkisi  içinde yaşadığına inanıyorsa öyle yaşasın. Sonuç olarak doğru bir kişiyle dürtünün arzuladığı aşklarda ve sevgilerde veya inançlarda ortaklaşmak kişilerin vazgeçilmez değeri olmalıdır. Doğasal hayat kişilere istediği dişi veya erkeği bulması için her türlü fırsatı sunar. Tarihe damgasını vuran Sokrates, yaşam sorgulanmalı derken kişinin daha iyiye ve daha doğruya iç dünyasının ihtiyaç duyduğu aşksal, sevgisel, inançsal gerekliliklerine ulaşmasını,  böylece ahlak ve adalet haklarının daha ileriye taşınmasının gerektiğini kastetmekteydi. İnsan vereceği kararlarda sürekli mutluluğu aramaktadır. Kişi vereceği kararlarda yaşamdaki sorunları en aza indirecek akılsal yeteneğe sahiptir. Yeter ki düşüncesinde aslına uygun yaşamı seçsin. Doğanın bir parçası olan kişi doğanın sessizliğini kendi içinde yudum yudum yudumlamalı ve kendi canlı türüne ait arzu dolu dürtüsel aşkın, sevginin ve inancın doğasını düşüncelerinde bulduğu kişiyle yaşamalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir