Üst Bireysellik Yeni Yaşam Biçimidir
Yeryüzü kişilerinin birkaç on yıldır düşünüp üreten kesimlerince bu dönemlerde belirginleşen sıkıntılar var. İnsanlık, var oluşu ile beraber yaşadığı hayatı, el işaretleriyle,resim yeteneği ile ifade etmesi sonra yazılı işaretlerle belirtmesi ve yazmayı öğrenmesinden sonraki dönemlerde konuşmayı anlamlandırmasıyla sosyal, teknolojik,ve bilimsel değişim ihtiyacını keşfettikten sonra günümüzde zamanın ruhunun gereği olarak yeniden değişimi hissetmektedir. Bu değişim ihtiyacının nedeni kişilerin değişen dünyanın ilişkilerini tanımlayamama veya davranışlarını anlayamama gibi sorularla ve sorunlarla kendini belirginleştirmektedir. Her şeyin nedeni olduğu gibi bu dönemin karışıklığının da nedenleri vardır. Değişim olgusu yeryüzü toplumlarının zamanın ruhunun dolmasından olmaktadır. Değişimi on yıllar önce başlatmış olan gelişmiş ülkelerdeki üretim kaynaklarından kaynaklanan gelişmeler ile isteklerdeki toplumsal gelişmelerin birbirini tamamlamasıyla bilimsel, teknolojik iletişimin etkisiyle ve getirdiği değişim sıkıntılarıyla o ülke yönetimlerini etkileyerek yeni bir yere doğru yönlendirmeye başlamıştır. Teknolojik iletişimdeki ve bilimdeki bu hızlı ilerlemelerle gelişen ülkelerde kişi ilişkilerindeki değişimin çok sancılı olarak yaşandığı anlaşılmaktadır. Bundan sonra da bu değişimi yaşamamış ülke ve kişilerini etkilemeye sırasıyla başlayacaktır. Her şey yerini bulacaktır. Filozof Herakleitos aslında değişen tek şey yine değişimdir derken son derece yerinde bu cümleleri kullanmıştır. Kişiler bu seferki yeni değişimin öncüleri olan teknolojik, iletişimsel ve bilimsel gelişmelerle değişimi her an yaşamakta olduklarından, düşünceleri, davranışları ve durumları değerlendirişleri de geçmişten biraz daha bilgi dolu ve daha hızlı olmaktadır. Geçmişteki değişimler bu kadar hızlı ve bilgi dolu olarak toplumları etkisi altına alamamıştı. Çünkü iletişim ve teknoloji ve bilimin hızı oldukça yavaş olan dönemler olduğu gibi bilimin insanlığa bu kadar faydalı işleri yapacağına birçok yönetimler ve kişilerin ezici çoğunluğu tarafından günümüzde dahi yeterince inanılmıyor. Bunlara karşı çıkan Bruno’nun fikirlerinden vazgeçmeyip yakılmayı göze alması buna en iyi örnektir. Sokrates savunduğu fikirlere ters düşmektense canını hiçe sayması veya Galileo’nun engizisyon mahkemesinde canını kurtarmak için dünyanın dönüş gerçeğini reddetmeye zorlanması ve sonra yine gerçeği savunması bunlara örnektir. Bu değişimlerin insanlığın gelişimini zorlaması bir yeni geçiş dönemi olmasından dolayı dün ve bugün başlamamıştır ve süre meselesi ile kısıtlı değildir. Yaşamdaki her şey iç içe ve birbirini etkilediğinden nesiller gelip geçecek ve değişim kendini her sıkıştığında tekrar yaşatacaktır. Bu geçiş dönemleri insanlık tarihinde çağlarla tanımlanmıştır. Bu seferki geçiş döneminin kişileri etkileme süresi bir sonraki aşamaya kadardır. Her ülkenin ekonomik, sosyal, teknolojik, iletişim veya bilime verdiği değerle kendilerince yaşanmakta olduğundan, değişimleri de kendi şartlarında olmasına rağmen eninde sonunda hızlı değişimi bütün ülkeler yakalamak zorunluluğunu yaşayacaklardır. Bugün kişilerin insan ilişkilerindeki ve toplumsal değişimlerde bizzat yaşadığı gelişmeler karşısındaki şaşkınlığı ile her ne kadar hayret ve sıkıntılara veya şikayetlere neden olsa da, bugünleri canlı canlı ve gününde yaşayan özellikle genç jenerasyon, bu gelişmelere ayak uydurma zorunluluğunu hissetmektedir. Bu zamanki kişi neslinin genç takipçileri geçmişle asla kıyaslanmayacak bir şekilde iletişim, teknolojinin ve bilimin olanaklarının değişimini anlamakta ve uyum için elinden gelen gayreti göstermektedir. Gençler için hiçbir şey şaşkınlık verici değildir. Çünkü onlar zaten bu şartlarda büyümektedirler. Geçmişten bugüne ilk önce genç jenerasyonlar yaşadıkları çağların ihtiyaçlarınca oluşan bilimsel, iletişim ve teknolojik gelişmeler yaşasalar da yaşamasalar da ayak uydurup öncülük yapmışlardır. Gelişen ve değişen dünyanın ihtiyaçlarının insan ilişkilerini ve sosyal konuları etkilememesi zaten imkansızdır. Gençler izlendiğinde gelişmenin onlarca nasıl anlaşıldığını anlamakta hiç zorlanılmayacaktır. Gençlerin ne dediğine ve ne yaptıklarına iyi bakmak ve onları iyi takip etmek gerekmektedir. İnsanlık bütün toplumlarıyla gençlerinin öncülüğünde yakın zaman içerisinde üst bireyselliğin özel önem sayılacağı bir yönelişe gitmek zorunluluğuna gelişmenin mutlak zorlamalarıyla gelişmiş ülkelerde gitmektedir. Değişik ülkeler bunu yeni yeni fark etmektedir. Daha önce batı toplumları veya gelişmiş ülkeler bireysellikle ilk olarak tanışmış olsalar da bu sefer doğu toplumları çoğul düşünce sisteminden tekil düşünce sistemine geçmekte ve her iki toplum bireyselliğin üst aşamasına doğru elde ettikleri olanaklarla ilerlemektedir. Bu sebeplerle doğu ve batı toplumları arasındaki rekabet gittikçe yoğunlaşmakta olduğundan insanlık, bilgisel olarak tarihin hiçbir döneminde kendi varlıklarının veya daha açık olarak söylenirse enerjiden oluşan zihinsel güçlerinin farkına bu zamanki gibi varamadığı gibi oluşumunu korumaya da almamıştı. İletişimde teknolojide ve bilimsel anlayışın zorladığı başarıları doğal olarak zihinsel gücünün farkına varanlarca kavranması neticesinde her konuda değişim rüzgarları esmektedir. Burada öne çıkan birinci nokta kişinin gelmesi gereken üst bireyselliktir. Kişi bireysel düşünme yetisini içinde taşıyan ve kendi geleceği için bu düşüncesini en kuvvetli şekilde savunan varlıktır. İlk görevi yaşamda kendisini korumak, kendisini geliştirmek ve üretmek ve en doğal istediği ise mümkün olduğunca çoğalmaktır. Kişinin dürtüsü bunu zorlamaktadır. Bu isteklerle dolu olduğu sanılan her enerji dolu istek düşünsel olarak bütünleşmiş ve üreticilik ve çoğalım elde etmiş kişinin üst bireyselliğinin önderliğinde yaşanan yeniliğe uyum sağlamak istemektedir. Kişinin içi değişik yapılardaki canlılıklarla doludur. Bu canlılıkların her zerresi kendi varlığını düşünmektedir. İşte bu yeni içsel ve enerji dolu üst bireysellik isteği, yeni yüzyılın daha önceki bireysellikleriyle asla karşılaştırılmaması gereken ilk yeni değişiklik aşaması olmaktadır. Bu üst bireysellik daha önce insanlarca keşfedilmeyen fakat yapılarında saklı farklı karakter renkleriyle ve yaşamdaki değişikliklerle gerçekleşmektedir. Bütün bunlar yeni bilimin, iletişimin ve teknolojinin sağladığı yeni imkanlarla olmaktadır. Kişiler topluluklarda yer almalarına rağmen her zaman buralarda kendi bireyselliklerine ve hayatta kalmalarına yol açacak ve ilişkilerini sağlam tutmak için yeni yolların enerjisel baskısıyla karşı karşıya kalmaktadır. Zaten bunun belirtileri de yaşanan bilimin, teknolojinin ve iletişimin değişik yollarıyla zorlanmaktadır. Kişiler iletişimde bulundukları her platformda kendileriyle ilgili gelişmeleri, istekleri, sorunları veya cevapları içinde bulundukları alanlara taşıyarak çözüm bulmak istemektedir. Bu platformlar hayatı devam ettirmek ile alakalı yeni yaşam bağlantılarıdır. Tabi ki her zaman olduğu gibi yeni jenerasyonlar bireyselliklerini toplumsallık içinde bulunup ve o ortamlarda üst bireyselliklerini öne çıkararak çözebileceklerinin farkındadırlar. Bu gerçeklikler kişiler arasındaki ilişkileri daha yapay ve daha zorlu ve daha çabuk kaynaşmada bulunmaya veya daha çabuk ayrışmaya hazır hale getirmektedir. Ortada birbirini iyice tanımadan ve kişiliklerini tanıtmaya fırsat bulunamadan arkadaşlıklar kurulmaya başlandığından hızlı gelen çoğu kere hızlı gider anlayışı öne çıkmaktadır. Çünkü İstekler vardır. Çözüm beklemektedir. Çözüm bulunamazsa başka yollara ve kişilere gidilmektedir. Buralarda tanıdık ve hatır için her şeye katlanma yoktur. Yakınlığı umursama yoktur. Çünkü ilişkiler kısa, geçici ve yapay ortamlarla sağlanmaktadır. Birbirini etkileme veya etkilenme artık yeteri kadar oluşamamaktadır. Bu tür platformlarda kişiler neden, niçin ve nasıl ve kimlerle çözümler aramanın farkındadır. Üst bireyselliğin bu kadar öne geçmesi kişilerin yaşamlarının gereği olan iletişimin, teknolojinin ve bilimin sağladığı hızlı fırsatlardan dolayıdır. Aslında kişilerin kısa ilişkilerle ve bu ilişkileri anlamakta zorlanan kesimlerce içinde çıkılamaz düşüncelerinin oluşmasına neden sayılabilecek hale gelmesi bu günkü uyumsuzların ve toplumların ve ilişkilerdeki gelişmelere anlam veremeyenlerin ortak derdidir. Her kişi kendisiyle ilgili kararlarda mutlak söz sahibi olacağının imkanını yapay olarak sağlanan imkanlarla ve kimseyle yüz yüze gelmeden sağlamaya başlamıştır. Ayrıca üst bireysellik kişilerin birbirleriyle bağsızca birlikte olmalarını sağlarken evlilik kavramına yıkıcı darbesini vurmuştur. Bazı toplumların veya kişilerini hızlı değişimin anlamını anlamakta zorlanmalarının en büyük nedeni üst bireyselliğin inanılmaz yükselişini fark edememeleridir. Gelecek yaşamın ip uçlarının yardımıyla üst bireyselliğin çıkışıyla yaşam daha mı iyi olacaktır yoksa daha mı kötü olacaktırın cevabı her kişinin aklından geçmektedir. Kişiler biraz daha yalnızlığın içerisinde ve daha monoton bir yaşamın içine gömülmeyi şartlar zorlasa da, her çözümsüzlük çözüm üretecek kapasiteyi kendi içinde yaratacağından asla umutsuzluk ve karamsarlık taşıma niyetinde olunmamalıdır. İnsan iyi bir varlık olmanın kendisine karşı sorumluluk verdiğinin farkında olabilen bir varlıktır. Kötü her zaman olacaktır. Ayrıca kötü olmak içinde vardır. İnsan kötüyü gördüğünde ve yaptıklarını yaşadığında yeni bir değişikliği kendince geliştirecektir. Eğer kötülüklerin efendisi olsaydık yaşam çok daha kötüye giderdi. Sadece iyi şartlarda olunca yaşam güzel değildir, Kötü şartlarda dahi iyi düşünmek için güzel bir dünyamız var. Tek fark üst bireyselliği kabul etmek sonra da zorladığı yaşamın tüm yönlerini ve çözümlerini iyi şeylerle üreterek yolumuzu bulmamızdan geçmektedir.