İnsanlık Prangaları Bilinçle Aşar
İnsanların birçoğunun kavrayamadığı gerçeklik dünyevi yaşama bedenleriyle bir defa geldikleridir. İnsanlar her ne kadar hayat bir kere yaşanır dedikleri halde, yaşamın daha doyurucu, neşeli, anlamlı ve bilge dolu olması için yeteri kadar çaba göstermekten sakınıyorlar. Çoğu insanlar yaşamda hem kendilerine hem de toplumlarının faydasına olacak hayatın tadımsal gerçeklerini kolay algılayacaklarına dair tam bir mücadele içine girmekten her nedense sakınıyorlar. Akıllarının içinde olan bilgilerine, inançlarına, gördüklerine, bildiklerine veya öğrendiklerine göre hayatı yaşamaya çalışıyorlar. Ayrıca bağlı oldukları aile üyelerinden veya kabul etmek zorunda bırakıldığı geleneksel inanışlarla birlikte yaşayacağı hayatını öylece sürdürmek istiyorlar. Yaşam insan için özdür. Varlığı için vardır. Kullanılan her an asla geri gelmeyecektir. Yaşam yaşanması için insanlara varlıksız varlığını sunmuştur. Öğrenmek sonuna kadar öğrenmek hayatı insan için daha anlamlı kılar. Var olanları değiştirmek ve daha iyisini ve daha tatmin edenin insanlık her zaman aranmalıdır. İnsanlık içinde bulundukları yaşamı algılama ve bundan faydalanma ve daha iyi bir yaşama çevirmek için henüz varoluşunun başlangıç aşamasında bulunmaktadır. İnsanlığın anlamlı geçmişi yüzbinlerce yıla ulaşmasına rağmen, düşünme anlayışına sahip, ayrıca kendisini sözleriyle anlam içerecek şekilde ifade ederek bugünkü fiziksel görselliğini kazanmasının geçmişi belki geçmiş elli bin yıl veya biraz fazlasından bugünlere gelmiştir. İlkel yaşam halinden yani çok gelişmemiş düşüncelerini sözlerle ifade edemeyen halinden sadece mimiklerle belli belirsiz seslerindeki yükselen veya azalan tonlardaki anlamlarla ifade eden hallerinden, düşünen ve konuşma halinin becerikliliğini elde ettiği günümüz aşaması arasında çok zaman geçmemiştir. Bu sebeple bugünkü insanlık çok şanslıdır. Bugünkü nesiller düşünenlerin yakın torunlarıdır. Bundan sonraki nesillerin hayatı algılamaları gün be gün daha fazla teknolojik ve bilimsellikle ve bilginin yaygınlaşmasıyla daha hızlı gerçekleşecektir. Yaşamın içinde yaşadığının gerçek anlamda yaşadığının farkındalığın da olan insanlar o kadar azdır ki, birçoğu hayatın kendisine verdiği cömertliğin günümüz imkanlarında bile asla farkına varamamaktadır. Bazıları basit nedenlerle yaşamı olumsuz davranış ve bu davranış sonucu kendilerine olumsuz bir hayatı yaşatacak hal üzerine kurmaktan çekinmemektedir. Bunu da kibir ve gurur veya onurları için yaptıklarını söylemektedir. Halbuki bu nedenlerin kullanılacağı alanlar hayatı mahvetmek için değil, daha iyi yaşam fırsatları için kullanmaları daha doğru olacaktır. Bazı insanlar hayatın hiçbir anlamı yokmuşçasına kendilerini bir hiç uğruna, kendilerince bir sebep bularak veya yaşatılan geçmişinin etkisiyle gerçek yaşamın önündeki fırsatları algılayamadan derin uçurumlarda kaybolmaktalar. Yaşamı kendilerince daha az nasıl algılayabilirim üzerine bilmeden kuruyorlar. Yaptıklarından adeta zevk aldıklarını kendi kendilerini kandırmak pahasına bazıları belirtse de, aslında yaşamlarını gerçeksizliğe hapsettiklerini algılayamıyorlar. İnsanlar özlerinde ve var oluş sebeplerinde ki yaşamı sürdürmeleri için gereken zorunluluklarının dışında, asla belirli kurala, geleneğe ve göreneğe temelinde bağlı olmayacak varlıklardır. Gerçek son derece açıktır. İnsanlar bilince sahip olduklarını ve kendilerini yönlendirebileceklerini anladıklarında hayata bağlanma gereğini gerçek anlamda isteyebilirler. Çünkü insanlar neyle karşılaşırlarsa veya öğrenirlerse yaşamı onlarla sürdürmeye ve bundan anlam çıkarmaya çalışan varlıklardır. Yeryüzünün her tarafında gelenekler, görenekler, kurallar farklı olmakta ve her biri yaşanılan toplumlara göre farklı anlamlara sahiptirler. Her toplum bağlılıklarını sağlamlaştırabilmek için kendi içinde kurallar, gelenekler ve görenekler oluşturmuştur. Bu bazen bilinerek, bazen zorla kabul ettirilmiş, bazen de bazılarınca değişik sebepler oluşturularak kabul edilmiştir. İyi yaşama bilincine sahip bazı toplumlar eğitimlerinin yardımıyla bu olgusuz olguları yaşamlarının bırakılmaz bir gerçeği olarak kabul etmemeyi anlamaya başlamıştır. İnsanların değişik nedenlerle koydukları kuralların, geleneklerin, göreneklerin yaşamaları için bir bağlılık gereği olmadığını ve yaşamın bunlarsız da daha iyi ve daha özgürce yaşanacağını anlayan bazı toplumlar ekonomisiyle ve eğitimleriyle gelişmiş ülkeler olduğu anlaşılmaktadır. Netice olarak kişiye özel bireysel yaşam kendi mecrasında ilerlemektedir. Bireysel yaşamda sadece birey vardır. Ve onun şahsi kuralları. İnsanlar bağımlı olmamakla yeni yaşam biçimleri oluşturacaktır. Değişim değişmez olacaktır.