Kişi Çoklu Duygulara Sahiptir

Yıllar yılları kovalarken geçmişin içinde kalan hatıralarımı gözlerimin içinde canlandırmak istiyordum. İlk olarak hatırladığım küçük bir çocuktum. Yaşayan bir canlı olduğum gerçeğindeydim. Aklım yaşam ile ilgili hiçbir gerçeği bana anlatmıyor veya nasıl bir dünyanın gerçeği olduğumu anlamıyordum. Sonra yürüdüğümü hatırlıyorum. Biraz zaman geçtikçe duygusal varlıksızlığımı yaşamaya başlamıştım. Bunun ötesinde ağlamam, gülmem, kızmam gerektiğini bir ihtiyaç gibi anlıyordum.  Göçler vardı.  Bir evden diğer bir eve, şehirden diğer şehre. Sonra bir kız gördüm. Çok güzel görünmüştü gözüme. O yaşta çocukluk duygularımı yaşıyordum. İnanılmaz bir tutkuyu o kızla yaşamaya başlamıştım. Bu duyguyla birlikteki her anımı kendimle iç içe yaşamaya başlamıştım. Uzaktan uzağa o güzele bakıyordum. Kimseye bir şey söylemiyordum. Ona nasıl davranacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Kişisel doğam bana duygusal olarak bağlandığım güzelliğe hayranlık duyma yeteneği vermişti. Fakat söyleme ve tatma yeteneğimin zamanı değildi. Duygularımı bir türlü  kendimden saklamıyordum. Fakat başkalarından saklamak zorundaydım. Neyi nasıl anlatabilirdim ki. Duygusal çelişkimle yaşamak zorundaydım. Ta ki yeni bir göçe kadar. Ben yaşadığım bu göçle duygumun bittiğini zannederken yeni taşındığım yerde de aynı duygumun yaşamaya devam ettiğini ve yeni bir bağlılık durumuna hiç durmaksızın geçtiğimi anladım. Kişi sevmekten ve sevgiden asla vazgeçmediği gibi duygularını varlığının son anına kadar yaşayacağı değişikliklerle  yaşamı boyunca devam edecekti. Son aşkımdır diyenlere yenisini tanımadığından eskisini unutamıyorsun denebilir. Her çeşit çiçek farklı bir güzelliğe ve tabiata sahiptir. Kondukça değeri anlaşılır. Sevgide ve duygu dolu tutkuda son yoktur. İşte bu sebeple kişi çoklu duygulara sahip varlıktır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir