Silent Woman Sessiz Kadın

O kızın sert bakan gözlerini gördünüz. Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak olmaz.” – Jack London (Martin Eden)

 

 

Her şey 2007 yılında başlamıştı. Günün sabahtan sonraki son hali. Güneş sıcaklığını yavaş yavaş hissettirmeye başladığında güzel bir gün olacağı belliydi.
Otobüs durağına doğru ilerledim. Beklemeye başladım. Bir an 10 veya 15 metre solumda bekleyen bir çift göz ile karşılaştım.
Bir kadın bakışıydı. Sessiz. Ciddi. Kendi kimliğini ifade eden, bir dünya içinde yaşayan. Kendini daha iyi ifade edecek gücü olmasına rağmen, buna imkan bulamamış davranışıyla karşı karşıyaydım. Bu benim istediğim hayat değil diyen duruşunu izledim.
Fakat iradesinin  kuvvetini dış dünyaya bakışlarıyla gayet iyi yansıttığına hiç kuşkum yok. Farkındalığını hemen hissettiren yapısı olduğu ise besbelli. Sorunlarımı kendim çözerim mesajını rahatlıkla dışına yansıtıyor. Bu görünüşü anlamamak imkansız. Hayranlığım o anda beni etkiliyor. O kadar net.
Fırsat bulursa bir dağ olup her şeye hükmedecek iradesini etrafına yansıtıyor. Kendine güvenen hali her an fark edilmesini sağlarken, bakışlarıyla yeryüzünün güçlü bir kadınını temsil ediyor. Duruşundaki asaleti fark etmemek ise aptallara mahsustu.
Kendini idare eden kadınlara her zaman her nedense çok güven duyarım. İnsanın hayat yolundaki ortağının kuvvetli bir yaşam gücüne sahip olması, diğer kişi için büyük bir şanstır. Bir insan kimseye yük olmadan bir şeyleri başarma iradesine sahipse ve insanlara bunu kabul ettirmişse, saygı duyma ihtiyacım kaçınılmazdır.
Daha ilk anda onun bu yeteneğini fark ettim. Bütün bu tanımlamalardan sonra durakta beklerken bakışlarımız 2 veya 3 defa karşılıklı oldu. Bakışlarının  ağırlığı o anda hissedilir dereceydi.
İletişimim olmadığından nasıl bir karaktere sahip olduğunu merak ettim. Acaba düşüncelerimle onu yakalayabildim mi? Diye merak içindeydim. Birbirini hiç tanımayan iki insan olarak buna imkan bulamadım.
O anlarda otobüsüm geldi. O günden sonra çok uzun aralarla uzaktan gördüğüm kadın için insani duygularım hep olumluydu. Hiç bir zaman yan yana gelecek bir fırsatım olmadı. Sadece düşüncelerim ve duygularımla birlikte olacaktı.
Ben hayatın içinde yaşam mücadelemi sürdürürken, kadın hakkındaki düşüncelerimin ve duygularımın üzerinden çok uzun zamanlar geçmişti. Günün birinde ona yardımcı olma fırsatı geçtikten bir müddet sonra yolda yürürken, arkamdan günaydın diyen bir sese döndüğümde aynı kadın olduğunu fark edince her tarafım tutuldu. Bende selamına karşılık verdim.
Kafamı kurcalayan soru şu. Kim olduğumu biliyor mu? Ben onu fark ettim, fakat demek ki oda fark etti. Belki ilk baştan benim kim olduğumu biliyor. Muhtemelen baştan öğrenmiş diye düşünüyorum.
İlk gördüğüm günden beri saygımı kazanan kadın ile tanıştım. Kendimi şanslı hissettim. Güzel olana güzel deme cesaretini kendimde buldum. Güneş tanrısıydı. Kadına masumca bakışımın ve saygımın ifadesini böyle ifade ettim. Bu düşünceye kalbimle inanan biriyim.
Bir çok defa tanıdıklarımın çok güzel dediği diğer kadınlara ben hiç bir zaman ilgi duymadım. Güzelliğe bakışım şöyledir. Duygusal yaklaşımı bana hissettiren kadın benim için güzeldi. Ruhumda güzel dediğim bir kişinin her zaman ayrıcalıklı bir yeri var. Oraya sadece benim değerlerim ile güzel olan kadın girebilir. Tuhaf bir güzellik anlayışım olduğunu biliyorum. Bazen bir bakış, bazen kaşı, gözleri, her nedense saçlarının duruşu ve kişiye özel rengi ve kıvrımları ve enerji hissini duyumsamam olmuşsa benim için güzeldi. İçimdeki ses her zaman bana gerçek güzeli gösterir. İçimdeki sesin doğruluğundan hiç şüphe duymam
Tanıştıktan sonra,  birbirimizden haberdar olmadan sürekli karşılaşmamız, bunun bir rastlantı olmadığına inanmam ile birlikte, bu durum  hoş anlar yaşatıyordu.  Neden bu kadar çok karşılaştık ve nasıl bir rastlantı. Bilmiyorum. Fakat tahminim ikimizde aynı şeylere ilgimiz var ve aynı disipline sahiptik. Küçük bir alanda yaşıyoruz. Belki enerjilerimiz birbirini arıyor. Bundan olabilirdi.
Bazen fark ettiğim bazı davranışları beni çok merak ettiriyordu. Onun davranışlarında zaman zaman anlaşılmaz ve tepki dolu bir durum yaşandığının farkındayım. Etrafına veya insanlara bakan özelliği var. İnsana bakan her hali şaşkınlığını yansıtıyor gibi izlenim edindim. Sanki baktığı insanlarda bir özellik arıyor. İnsanlara bakarak kendince bir yaşamın içindeydi. Zannederim iç dünyasında böyle bir istek var. Sanki uzayın bir köşesinden dünyaya gelmiş ve meraklı bakışıyla, yaşadığımız dünyayı keşfetmek isteyen bir bilim kadınının ilgisiydi. Doğanın bir kadın varlığı, diğer varlıkları keşfetmek istiyor hissini hiç kimse bana onun kadar yaşatmadı. Donuk, fakat meraklı bakışlarıyla kendine has bir duruşu var. Ayrıca iyi bir gözlemci. Kuşkulandığı kişiler ve konular için iyi bir tuzak kurucu ve takipçi. Kimsenin anlayamayacağı yöntemleri var. Aklımda onunla ilgili bir sürü soru var. Bazen çok ciddi oluyor. Kişiliğindeki bu ciddiyet, diğer insanlara karşı avantajlı hale getiriyor. Çevresindeki insanlara istediğini yaptıran kişiliği olduğu kesin. Kuvvetli bir karakter yapısına sahip olduğu anlaşılıyor. Aslında hiç kimseyi umursamayan yapısını gözden kaçırmamak gerekiyor. Zaten fazla konuşmayan yapısının temelinde işte bu ciddiyeti yatıyordu. Bazen çok içine kapanık. Düşüncelerini açıklamıyor. Çekiniyor. Bir kaç soru sordum. Cevap vermedi. Belki utandı. Aklı ise gayet iyi manevralar yapıyor. Her şeyi hesaplıyor. Neyle karşılaşmak istiyorsa karşılaşıyor, neyle karşılaşmak istemiyorsa çok iyi manevralar yapıyor. Buna defalarca şahit oldum. Toplum içinde kendini ifade edecek kadar konulara girmiyor. Hep uzak kalıyor. Her şeyden. Üzerinde stres var. Yoğun bir şekilde. Bu durumunu çözmesi gerekiyor. Birisi devamlı onunla konuşmalı. Kendisini yeteneksiz veya bazı konularda bilgisiz sanıyor. Hiç te öyle değil bana göre. Bir insanın her zaman bir fikri vardır. Sadece çekingenliğini yenip, sürekli konuşması gerekir ki, kendi düşüncelerinin farkına varsın. Ben bile bütün gençliğimde hiç bir zaman kendimi iyi ifade edemedim. Bilgi konusunda yeterliydim. Okumayı severdim. Fakat utangaçlığım ve bilgimi iyi ifade edemeyeceğim korkusu yüzünden insanlarla konuşamıyordum. Herkes beni çekingen bilirdi. Kendime kızdığım zamanlar çok oldu. Bildiğim bir konuda haklıyken bile haksız çıkardım. Hırslanırdım. Neden kendimi savunmadım diye. Fakat bu çekingenliğimi kıracak yaşım yirmi beşli yaşlara kadar sürdü. Kimse bu konuda yanlız değildir.

Anladığım kadarıyla kadın çok çeşitli nedenlere bağlı olarak iç dünyasında çatışmalar yaşıyor. Duygusal bir çatışma olabilir. Çevresinde olan kişiler onun duygularını hissetmemiş olabilir. Bazen görüntüsü bütün dünyaya küsmüş gibi bir hal içinde. Kafası önünde kararsızlık içinde sorularla iç içe yaşıyor izlenimi bırakıyor. Kadın duygusal iniş ve çıkışlarını beden dışına yansıtıyor. Bir takım hazların eksikliğini yaşıyor. Ruhu yaşadığı huzursuzluğu bedenselliğine yansıtmak için her davranışına etki ediyor. Acısının doruğa ulaştığını o anlarda hissediyorum. Duygusal boşluk içinde olduğu çok açık. Böyle bir hal içinde olduğunda bütün davranışları çok hızlanıyor. Mesela bazen yürüyüşü o kadar hızlı ki, duygularının hırçınlığını dışa vuruyor. Anladığım kadarıyla bedenini ve yıkılmış ruhunu ayakta tutmak için süratini arttırıyordu. Neden böyle davrandığını bir tek kendisi bilirdi. Sebebi muhakkak vardır. Kadının farklı bir yapısı olduğu konusunda hiç kuşkum yoktu. Daha tanıdığım ilk gün onu anlamıştım. İstekleri veya düşündükleri olmayan kadın mutsuzluğa sürüklenirdi. Bazen gecenin yalnızlığında uykusunu böler ve sabahın en erken saatinde ayaklanırdı. Sabah saatlerinde mutsuzluk tavan yapar, durur, düşündürür, gecenin içinde yaşanmış huzursuzluğun nedenlerini yaşatırdı. Aslında ruhun desteğe en çok ihtiyaç duyduğu gecenin sabahında  huzur bulması gerekirken, hiç hissedilmeyen mutluluk halinin bitişini yaşatırdı. Bu yüzden ir an önce dışarı çıkmak ve üzerindeki karanlığı atmak istiyordu. Yaşamı hissetmek için temiz havada nefes almak bir çıkıştı. İnsanların arasına karışarak ilgi istiyordu. Çünkü bu ilgiyi özel hayatında hiç yaşamıyordu veya yaşamamıştı. Ruhsal rahatlığını dışarda buluyordu.

 

Bir kadınla bir akşam gördüm. Annesine çok benziyor. Belki annesiydi. Emin değilim. Kadın aynı onun gibi yürüyordu. Başı dik ve asaletliydi. Zannederim annesi hastaydı. Birbirine benzeyen iki karakteri orada fark ettim.

Duygu dünyamda ne zaman zihnimi dinlendiren hoş bir melodi dinlesem, aklımda kalan kadın ve onun güçlü iradesi gözlerimin önüne gelir. Bir kaç gün övdüğüm kadının olduğu yerden içimdeki sıkıntıları atmak için uzaklaştım. Aslında bu tamamen ondan kaçıştı. Ben bile ne yaptığımı bilmiyordum. Kendimce aptalca çözümler bulduğumu zannedip ondan uzaklaştım. Bir hafta geçtikten sonra tekrar aynı yere akşam üzeri döndüm. Kadın arkamdan yanıma gelip, neden artık gelmediğimi sordu? Buraya gelmelisin sözlerini duyunca hem mutlu oldum, hem de artık uzaklaşmam gerekli olduğunu anladım. İçimdeki ses bu yakınlıktan ayrılmalısın diye beni baskı altında tuttu. İçimde uzaklaş diyen duygusal bir korku var. Bütün bencilliğimle ondan uzaklaşma gayretine düştüm. Ne kadar kötüyüm. Bu onun için ve benim için iyi olacak diye aptalca düşünceler içindeyim.  Zavallıyım. Kendime acıdım. Hem de çok.

Benim tekrar etrafında olmamı ve gelmemi istemesi, her halde beni bir tanıdık olduğum için bulunduğu yerde güvence gibi görüyordu. Buna ihtiyacı olduğunu fark ettim. Yalnız başına hayatta kalma savaşı veriyordu. Bir tek evinde değil, dışardaki hayatında daha fazla yardıma ihtiyaç duyuyordu. Evin dışındaki hayatında çok rahatsız ediliyordu. Kadına hiç bir yerden destek gelmediği o kadar açıktı ki ancak ne yapabilirdim? Birilerine sıkıntılarını anlattı diye düşünüyorum. Bazı dertler herkese anlatılamaz. İçinde saklı tutmak zorunda. Öğrenmek için sormam hiç iyi olmazdı. Hem ben kimdim ki? Kadına yaşadığı sorunlar hakkında soru soracak. Uzaktaki bir yabancı.
Nasıl bir yol izlersem vicdani sıcaklık duyduğum bu kadından kendimi uzakta tutabilirdim?  Sadece ayrılmam gerektiğini hissediyordum. Ufak bir plan yaptım ve bir gün tekrar karşılaştığımda bugün nedense stresli gibisin? Diye sordum. Hakikaten o anda stresli hal içinde olduğunu anlamadan veya bilmeden içimden geldiği gibi bu soruyu sordum. Kadın yine çok ciddiydi. O da bana bazen stresim oluyor diyerek hak verdi. Sende aynı şey oluyor mu? Diye sordu. işte o anda şöyle dedim. Benim de senden uzaklaşmam gerekiyor. Bu cümlelerimi tahmin ettiğim gibi stresimin nedeni sensin diye anladı. Onun cevabı ise hoppala bu ne demek? dedi. Niye böyle dedim inanın hiç bilmiyorum. Benim stresim onsan kaynaklanan duygusal bir stresti. Demek ki içimde bu düşünceler toplanmıştı. O günden bir gün sonra tekrar selamlaştık. Fakat aramızda bir ciddiyet oluştuğunu fark ettim. Muhtemelen senden uzaklaşmam sözüne kırılmış, üzülmüş veya kızmıştı. Yine de günaydın dedi gözlerinin altından kısık bir sesle. Sanki yaptığın aptallığa bir şey demiyorum sesi gibi geldi bana.
Çok üzgündüm. Fakat hayatın gerçekleri var. Sonraki hafta bir şekilde bir yerde, bir kadının yanına gelmişti. Bende o kadını tanıyorum ve ona çok saygı duyuyorum. Yanlarından geçmek zorunda olduğumdan konuştum. O kadını yakından tanıdığımdan ona bugün çok güzelsin dedim. iltifat ettiğim kadın, zaten ona her zaman iltifat ettiğimi biliyordu. Uzaklaşmam gerek dediğim kadın ise artık başka bir kadına söylediğim bu iltifattan sonra belki benden uzaklaşacaktı. Bu düşüncemden kuşku hissetsem de söyledim. Diğer kadına söylediğim iltifat dolu sözlerden sonra, o anda yüzü düşmüş ve duygusal yıkım yaşamıştı. O kadar belirgin bir yüz ifadesi vardı ki inanılmazdı. İşte yeni bir duygusu daha meydana çıkmıştı. Kıskançtı. Hem de inanılmaz bir şekilde kıskançtı. Bu normal bir davranıştı. Asıl kıskanmaması doğal değildi. Her insan sevdiği veya beğendiği birilerini diğer insanlardan kıskanır. Kim olduğu veya kime bağlı olduğu önemli değildir. İnsanın bu yapısı vardır. Onunla hiç konuşmadım o anda daha fazla. Bende çok üzgündüm. İnsan istemediği şeyi yapan varlıktır. Benciliği isteyince böyle davranırdı. Bunu bilerek yaptım. İnanıyorum ki bir başkasına tamamen samimi ve dostça söylediğim bu iltifat, onu benden kesinlikle uzaklaştırdı. Ben bu kadar sert tepki vereceğini ummadım. Ona sonra sordum? Bu tepki neden diye bu kadar fazla diye? Neden olarak ta onu ayartmaya çalıştığımı, kızgın bir şekilde söyledi. Ben ona kötü bir şeyler söylemediğimi belirttim. O ısrar etti aynı cümlelerine. Bir şey demedim. Sadece nasıl istersen dedim. Orada her şey bitti. İlk zamanlar hoşuna giden iltifatlara bir şey demeyen kadın, sonra böyle konuştu. Onun tepkisinin nedenini anladım. Kıskanmıştı. Her birey aynı duyguya sahiptir. Bende kıskançlığın daha fazlası var.

Onun yanında bir başka kadına güzelsin dediğim için ve senden  uzaklaşmam lazım dediğimden dolayı, bana tepkisini kızgınlık olarak yansıttı. Benim yanımda nasıl bir başka kadına güzel dersin dememin cezasını bana kızgın olduğunu söyleyerek veriyordu. Keşke bu kadar kıskanç olmasa. Bu kıskançlık onun yapısında var. Belki bana hala çok kızıyor. Bana karşı davranışları oldukça değişti. Yanımdan geçerken bütün kızgınlığını belli ediyor. Vallahi yıldırımdan daha hızlı yanımdan geçiyor. Kendi kendime vooo dedim. Dokunma ve karışma ve yanaşma anlamında. Bir müddet sonra güzelliğini bana gösterme hareketleri olduğunu fark ediyordum. Kızgınlığı biraz azalmıştı. Bir akşam karşımdan geldiğinde yüzünü göstermek için saçlarını kenara alışı bunun belirtisiydi. Bir başka gün fark edilmek için önümden geçti. İstese geçmezdi. Bir başka gün burnumun dibinden geçti. Yanımdakilere selam verip bana vermemesi hem intikam kokuyor, hem de kıskançlık. Aslında güzel sözlerimin onda ne kadar derin etki bıraktığını anlamıştım. Fakat davranışları uzakta giden bir gemiye bakar gibi hissizdi. Çekinceleri vardı. Benden bu kadar uzaklaşması veya yakınlaşması kararsızlığının göstergesiydi.
Sonradan öğrendim ki bir kadına asla diğer bir kadını hele bu kadın, en yakını olan kişisinden dahi yeterli ilgiyi görmeyen bir kadın ise, başka bir kişinin yanında asla iltifat edilmezmiş. Demek ki ben tam olarak emin olmadan fakat tahmin ederek doğrusunu yapmıştım.  Belki de özel hayatında, hiç bir zaman yeterince veya hoşuna gidecek kadar güzel sözler ona söylenmedi. Bugünlerde bu sözlere çok ihtiyaç duyduğundan, bu sözleri tanıdığı birinden, bir başka kadın için duyunca onu üzmüş veya kıskandırmış oldu. Belki de sıcak bir ilgiye en azından arkadaşça ve iyilik dolu bir ilgiye çok muhtaçtı. Kötü zamanında yanlış davrandım.
Bazen kişi birinin sıkıntılı halini anlar. O kişi inkar etse bile çevresinde dikkatli gözlem yapan biri fark eder. Ben farkındayım. Kadının sıkıntısı var. Kendisi en azından her hangi bir açıklamada bulunsa, onun sıkıntılarını dinlerim. Dinledikçe insani duygularım çoğalır. Ruhum elinden gelen duygu dolu sözleri ona söyler.

İşin en kötü tarafı sıkıntılı olan kişinin bu konuda bilgisi olmayanların verdiği öğütlerle kendini bu girdaptan kurtarmaya çalışmasıdır. Bu öğütlerde kişinin yanlış düşüncelere kapılmasına yol açabilir. Kendisine öğüt verenlerin kıskanç yapıları olduğunu asla unutmamalı. Kendisine söylenen güzel sözleri bu kişilere anlattığında, diğer kadınlar onu kıskanır. Çünkü diğer kadınlar güzel sözlere hasret kalmış olabilir. Her kadın kendisine söylenen güzel sözleri beş veya altı arkadaşına söyler. Düşündüğüm kadında yapmıştır. Bundan kesinlikle eminim. Bunu nasıl anlıyorum biliyor musunuz? Düşündüğüm kadının arkadaşlarının bana bakışlarından anlıyorum. Daha önceleri hiç bir bakışmamızın olmadığı arkadaşları bana çok dikkatli bakmaya başladılar. Bakışları donuk, sert , ifadesiz ve hareketsiz yüz ifadeleriyle bir kaç saniye süren izlemelerinden anlıyorum. Anlıyordum ki birilerine söylediklerimi anlatmış. Hatta komşusuna dahi söylemiş. Emindim. Kadınlar bu konuları konuşmayı severler. Normal karşıladım.
Toplumda kadının sıkıntıları zaten belli. Sorumluluk ve özgürlük ve toplumsal baskı altında kalmıştı. İnsanın içindeki güçlü duygusal ve düşünsel isteklerine direnme gücü vardır. Belli bir aşamadan sonra artık bu isteklerini tutamaz. Kadının içindeki sıkıntılar dışarı çıkmak için bir gün fırsat bulacaktı. Gün gelir birden bire bu istekler kapalı kaldığı iç dünyalarından dışarı fırlar. O kadar dağılır ki kendi bile yaptıklarına inanamaz. Yaşanmamış hayat kadını yanlış isteklere ve düşüncelere yönlendirebilir..

Sessiz kadının mutlu bir hayatı hak ettiğine inanıyordum. Ben ise çok üzgündüm. Çünkü ismi gibi bir kadın idi. Yaşadığı hayatta özlemlerinin bir çoğuna sanıyorum ulaşamamıştı. İnsanın şartları her zaman istediği gibi ne yazık ki olmuyordu. Kim bilir hayallerinde neler vardı ? Ne umutlarla şehre gelmişti? Böyle düşünmemin nedeni yaşadığı hayatla kişiliği arasında kesinlikle uyumsuzluk vardı. Bu uyumsuzluğu hiç bir zaman kapatamadı. Aslında onun duygularının hepsini anlamak isterdim. Benimle her şeyini konuşsun isterdim. Bazılarını anladığımı düşünüyorum. Ne yazık ki yollarımız kızgın olduğunu söyledikten sonra ayrı olmak zorunda kaldığından daha fazlasını öğrenme imkanım olmayacaktı.

Sonra yine araya bir kaç ay girdi ve ben aynı düşüncelerimle yaşamdayım. Düşünen bir aklım var. Sonra aklıma tekrar unutmak istediğim kadın geldi. Onu  tanıdıkça davranışını uzaktan gözlemliyordum. Uzaktan dahi olsa gördüğüm kadarıyla davranışlarında değişiklikler olmuştu. Demek ki düşündüklerini davranışlarıyla belli etmenin zamanı gelmişti. Kendisine aşırı güveni var ve kimseyi davranışlarıyla umursamıyordu. Kendisini bir şekilde oyalamak isteği ve güzelliğini gösterme duyguları bu günlerde çok yoğun olduğu anlaşılıyordu. Şimdilerde bağımsızca güzelliğini gösteriyor. Bunu günlük oyuna çevirmiş. Bu oyunda çevresindeki kişilerin farkında. Onlarla sessizce oynuyor. Bilmiyormuş havası veriyordu. Özgür davranışın kırıntılarını az az yerine getirmeye başlamıştı. Ruhundaki özgürlük davranışlarıyla, zaman zaman bu bağlılıkları yıkma isteği yerine geldi. Bazen bu çabasına şahit olduğum zamanlarda inan ki, ben onun adına seviniyordum. Çünkü düşüncenin veya ruhun özgürlüğünün kişiye ne hissettirdiğini gayet iyi biliyorum. Kadın, özgür davranışları için adım atmış oldu. Belki gençliğini yaşamak istiyor veya hala öyle hissediyor. Onda bir çeşit tutku haline gelmişti bu özellik. Kendini kontrol altına alması gerekirken, içinin bu isteğine karşı gelmiyor gereğini yapıyordu. Zaten iç isteklerine karşı gelmesi mümkün değildi. Nedeni belliydi. Duygularını hep saklamış ve saklamak zorunda kalmış, içten içe hep bastırmıştı. İçinde yaşadığı ortam bunu yaratmıştı. Malum, çevre ne der baskısı ve kültürel bağlılık onu geçmiş yıllar içinde kontrol altına almıştı. Belki de ekonomik bağımlılığı kendi içinde oluşan özgür düşüncelerini dışarı yansıtmasına halen bile izin vermiyordu. Kadının ruhunun isteklerinin bazılarının farkındayım. Küçük bir çemberin içinde dönmek zorunda bırakmışlar. Fakat düşünceleri bu çemberi kırmak istese de, bağlı olduğu kişiler için her şeye katlanıyor. Ne de olsa o bir anneydi. Ve çok sevdiği evlatları vardı.

 

Kadın bu aşamalarda bir şeyler yapmalıydı. Bir gün yaşamın akışının onu bile dinlemeyeceğinin farkına varmalı. Gençlik yaşamını tekrar yakalamaya çalışıyordu. Zaten güzel görünüyor. Doğa ona bu özelliği doyasıya vermiş. Her yaşın güzelliğini  bilen yine kadına aynı gözle bakardı. Bir gün güzelliği, karakteri, ruhunun dalgaları ve duyguları aynı yerde buluşacak ve gerçekten rahatlayacaktı. Bütün geçmiş sıkıntılarına,  boşuna üzülmüşüm ve hayat her şeyi ile güzel diyecek olgunluğu doğal olarak erişecekti.. Unutulmamalı ki hiç kimse bu hayattan istediğini alamadı. Ben bile aynı düşünceler içinde hala çırpınıyorum.

Bazen bir isteği elde edememenin huzursuz hali vardır. İnsanın davranışına, duygularına ve hareketlerine olağanüstü bir şekilde  yansır. Fakat bu günkü davranışı o tür bir şey değil. Aradığı neydi? Sanki uykunun derinliğini o gece alamamış hali gibi bir  izlenime kapıldım. Böyle haller içine giren kadını gördüğüm zaman, bedenine ve ruhuna bir şeyler yansımıştır. Sanki çıkmak istediği dip bir kuyu vardı. İçinin can damarı karanlıklar içindeki kuyunun içinde kalmış gibiydi. Gecenin sabahında neler olmuştu? Neden bu kadar hırslı ve sinirliydi? Her zamanki davranışlarının daha farklı ve ötesi bir belirti hali yansıtıyordu. Sanki yılların birikimi sonuçlanıyordu. Acaba diyorum alkol alanlarda görülen duygusal sarhoşluğunu ve isyanını o gün yaşıyor muydu? Bu güne kadar yaşadığı kararsızlığını belki o gecenin sabahında kararlılığa dönüştürmüştü. Sanki her şey bir yolculuğun hazırlığı içindi.

Sonra bir gün kadın görünmez oldu. Belki kafasını dinlemek istiyor veya bu aşamalarda önemli kararlar verecekti. Belki eski hayatına razı olup devam edecekti. Bir tür kaçış olduğunu düşünüyorum. Bende zaman zaman her şeyden kaçarım. Yaptığının kim ne derse desin, doğal bir davranış olduğuna inanıyorum. Her birey kendi yaşamının gidişatından kendisi sorumludur. O yüzden nerede ve ne yaptığını merak etmiyorum. Bir yerlerde geçmişi ve geleceği düşünüyordur. Günü gelince meydana çıkar veya haberi gelir. Her ne olursa olsun yaşam bir şekilde devam etmek zorundadır. İsteklerimize rağmen bu böyledir.
İnsanın istediği bir şeyden kaçmasının bu kadar insanı heyecanlandırdığını bilmiyordum. Kaçmak ne kadar güzel bir duygu.  Hem kaçmak, hem de yakalamak için uğraşmak çok heyecanlı. Ben bile dışarıdan olanları yazdım. Sanki yaşanılan her şeyi içimde hissediyorum. Belki de insan yaşamının en güzel duygusu bu olabilir. Hem oyunu boz, sonra toparlamak için bin bir dereden su getirmek için doyasıya uğraş. Ne kadar ilginç bir mücadele. Hayatı duyumsamak hep canlı kalıyor. İnsanın hissettiği anlam dolu  duyguları hep kalacaktır. Netice de hepimiz insanız ve ilgiye her zaman ihtiyacımız var. Umarım onun hayatı her zaman güzel ve iyi gider. Başka türlü davranamazdım. Belki ona iyilik yaptım. Belki de kendime.  Ben ise uzaklaştığım için üzülürken, doğrusu buydu diye kendimi oyalıyorum. Şu anda aklım başımda mı değil mi bilmiyorum. O duygularla bu yazıyı yazıyorum. Yazdım mı? Onu dahi anlamıyorum. Durdum inanın durdum, bütün duygularımla birlikte.

Benim için hayatın bundan sonraki akışında hiç bir şey değişmeyecek. İnsanın yazgısı vardır. Bu yazgısı karakteri ve ruhuyla uyumlu veya uyumsuz olabilir. Duygular ise asla değişmez. Uygun ortamı bulduğunda yeniden depreşir. Nereye giderse gitsin ve ne yaparsa yapsın asla değişmez. Her gittiği yerde bir duygusal takılma yaşayacaktır. Eminim. Her defasında beni yeryüzünde oluşturan yüce güce, beni neden böyle duygu dolu yarattın? Diye sordum. Cevap elbette ki gelmedi. Bir bildiği vardır diye düşüncemi hep içime attım. Fakat yine de bir bildiğim var o güç hakkında. Kimseye söyleyemem!

You saw that girl’s stern eyes. A girl who has taken care of herself has no soft eyes.” – Jack London (Martin Eden)

 

 

It all started in 2007. The last state of the day after the morning. It was obvious that it would be a beautiful day as the sun slowly started to make its warmth felt.
I walked towards the bus stop. I started to wait. For a moment, I saw a pair of eyes waiting 10 or 15 meters to my left.
It was a woman’s gaze. Silent. Serious. Expressing his own identity, living in a world. Even though he had the strength to express himself better, I was faced with his behavior that did not allow him to do so. I watched his stance saying this is not the life I want.
But I have no doubt that he reflects the strength of his will very well with his views on the outside world. It is obvious that he has a structure that makes him feel his awareness immediately. It easily reflects the message that I can solve my problems on my own. It is impossible not to understand this appearance. My admiration hits me at that moment. It’s that clear.
If he gets the chance, he reflects his will to become a mountain and rule everything around him. While her self-confident attitude makes her stand out at any time, she represents a strong woman of the earth with her looks. Not noticing the nobility in his stance was reserved for fools.
For some reason I always have a lot of confidence in women who handle themselves. It is a great chance for the other person to have a strong life force as their partner on the path of life. If a person has the will to achieve something without being a burden to anyone and makes people accept it, my need for respect is inevitable.
I noticed his talent at the very first moment. After all these descriptions, we exchanged glances 2 or 3 times while waiting at the bus stop. The weight of his gaze was palpable at that moment.
Since I had no contact, I wondered what kind of character he had.I wonder if I was able to capture him with my thoughts? I was wondering. As two people who did not know each other at all, I did not have the opportunity to do this.
At that moment my bus arrived. From that day on, my human feelings for the woman I saw from afar at very long intervals were always positive. I never had the opportunity to come together. It would just be with my thoughts and feelings.
While I was continuing my struggle to survive in life, a long time had passed since my thoughts and feelings about women. One day, after the opportunity to help her had passed, while I was walking on the road, I heard a voice behind me saying good morning, and when I realized it was the same woman, I was paralyzed. I returned his greeting.
The question that bothers me is this. Does he know who I am? I noticed it, but it turns out he noticed it too. Maybe he knows who I am from the beginning. I think he probably learned it from the beginning.
I met the woman who has earned my respect since the first day I saw her. I felt lucky. I found the courage to call beautiful things beautiful. He was the sun god. This is how I expressed my innocent look and respect for women. I am someone who believes in this idea wholeheartedly.
I have never been interested in other women whom my acquaintances have called very beautiful many times. My view of beauty is like this. The woman who made me feel the emotional approach was beautiful to me. A person whom I call beautiful always has a privileged place in my soul. Only women who are beautiful with my values ​​can enter there. I know I have a weird idea of ​​beauty. Sometimes it was a look, sometimes her eyebrows, her eyes, for some reason the way her hair was and its personalized color and curves, and it was nice for me to feel the feeling of energy. The voice inside me always shows me true beauty. I never doubt the truth of the voice inside me
After we met, we kept bumping into each other without knowing about each other, and although I believed that this was not a coincidence, this created pleasant moments. Why did we meet so many times and what a coincidence. I don’t know. But I guess we were both interested in the same things and had the same discipline. We live in a small area. Maybe our energies are looking for each other.It could have been this.
Sometimes some of his behaviors that I noticed made me very curious. I am aware that his behavior is sometimes incomprehensible and reactive. It has the feature of looking around or at people. I got the impression that every aspect of looking at a person reflects their surprise. It’s as if he’s looking for a feature in the people he looks at. He was living his own life by looking after people. I think he has such a desire in his inner world. It was as if it was the interest of a scientist who came to earth from a corner of space and wanted to explore the world we live in with her curious gaze. No one has made me feel like a female being in nature wants to discover other beings as much as she has. He has a unique stance with his dull but curious gaze. He is also a good observer. He is a good trap setter and follower for people and subjects he suspects. He has methods that no one can understand. I have a lot of questions about it in my mind. Sometimes it gets very serious. This seriousness in his personality gives him an advantage over other people. A person who makes people around him do what he wants

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir