Yaşamdan Vazgeçmemek
Kendime ait olan bütün geçmişimi unutmak istedim. Çalışmalarım içindeki yorgunluk bedenimi sarıyordu. Duygularımı kaybetmeye başlamıştım.Çıkışsız bir yola mı girdim diye kendimle çelişiyordum. Her şeyi bırakıp kaçmakta çözüm değildi. Duygularım ne olacaktı? Nasıl koruyacağım kendime ait olanları umutsuzluk rüzgarları üzerimden geçmekte ve boğum boğum boğmaktayken varlığımı ve içindekilerini. Hayatın içinde yaşam direnmektir diyorlarsa da kişi bir direnç varlığı olmasına rağmen zaman zaman kendisini yaşamın sert rüzgarlarına bırakmak zorunda kalan varlıktır. Bu konuyu geçmişte acı acı yaşayanların en çok korktukları kişinin yaşamın zorluğu karşısında pes etmesidir. Bilirler ki bir defa yaşam ipinden uzaklaşmaya kişi başladı mı, yavaş yavaş her şeyden kopmaya başlar. Her neye hayatında sahipse bırakmak ister. İşte bu yaşam ipini geçmişte bırakanlar seninle aynı yola çıkmış olan güzel gözlü kadını ve çocuklarını için iyi kötü yaşadığın hayattan vazgeçme derler. Yaşamın güzelliğini yeterince tatmadan sahip olduğun her şeyden ve hayatın ipinden vazgeçmeni engellemek isterler. İşte sihirli kelime vazgeçmemektir. Çünkü yaşam direncinin temeli ne olursa olsun asla yaşamdan vazgeçmemektir. Bütün çırpınışlarıyla yaşamın güzelliğinden ısrarla vazgeçme demelerine rağmen bazen kişiler anlamak istemezler. Özellikle çıkışsız anlar yaşayan kişi bir bilse yaşadığı güzel ve kötü olan her şey geçicidir. Bir anlasa hayat iyi ve kötü geçen bir yağmurdur. Bazen fırtınalı olur. Aktıkça akar önüne ne gelirse toplayarak uzaklara götürür. Bir fark etse yaşam zaten budur. Her şeyiyle. Bir de aşkı yaşaması ve hiç bırakmaması gerektiğini anlayabilseydi duygusal bağıyla yaşamda canlı düşünen varlığı ayakta tuttuğunu. Aslında yaşamı yaşayıp ta gidenlerle, yaşamayıp ta gidenler arasındaki en büyük fark aşkı tatmakla yakından ilişkilidir. Duygusal aşkı tadan biri hayata daha güzel bakar ve yaşamdan ayrılırken arkasına bakmaz. Çünkü yaşamı varlığının her duygusunu yaşamıştır. Aşkı tatmayan kişi ise değişik inanç ve fikirlerle ve bağlı olduğu kültürün zorlamalarıyla ve tabularıyla hiç yaşamadığı hayatına yeryüzünden ayrılırken geri geri bakmaktan kendisini alamaz. Çünkü aşkın duygusunu tatmamıştır. O coşkuyu, o heyecanı, o kişiyi gece uyutmayan sevinçli duyguların ve üzüntülerin yoğunluğunu yaşamamıştır. Yaşamı terk ederken geriye bakmadan gitmek ile yaşamdan geriye baka baka gitmek arasındaki farkı anlamak gerekmektedir. Yaşanmayı tatmış ve tatmamış hayatların yaşama tutunmakla aşık olmanın yakın ilgisi vardır.
Yaşadığınızla yaşamdan bıkıp vazgeçen mi yoksa vazgeçmeyen mi hangisini yaşamaktasınız?